Denizevleri 212. Sokak No:7 Atakum/SAMSUN
+90536 973 4679

Bu karşıt görüşlülüğün sonraki safhaları ve bugünkü önemi

İradenin tutsaklığı Martin Luther

Sonuç

Bu tartışmayı daha da kızdırmak değil, ışığa çıkarmak istiyorum. Ancak eğer bazen çok sivri bir şekilde tartıştıysam hatamı kabul ediyorum, eğer bu bir hataysa. Ama hayır; verdiğim tanıklığın Tanrı’nın amacı için tüm dünyaya daha büyük bir önemle ulaştığından eminim. Tanrı bu tanıklığı son günde de onaylasın! Tembelce, ya da aldatmacalarla değil ama yeter ve artar derecede güçle gerçeğin yolunda kaldığımı söyleyen diğerlerinin tanıklıklarıyla kabul edilen benden daha mutlu kim olabilir!

Eğer sana karşı acıymış gibi gözüküyorsam, bağışlamanı diliyorum. Kötü amaçla böyle davranmadım; ancak isminin sahip olduğu güçle Mesih’in amaçlarına verdiğin zarar beni endişelendirdi. Kalemine bu denli hakim olan hangi insan, gerektiği yerde sıcaklık göstermez? Sen bile çoğu zaman bana ateşli oklar atıyorsun. Ancak bunların, bu tartışmayla hiçbir ilgisi yoktur, ve bu tartışmayı yapan bizler de yaptıklarımız için birbirimizi bağışlamalıyız; çünkü bizler yanlızca insanlarız ve insanlığın karakterine yabancı olmayan herşey bizde de vardır. Buna sebep olan Rab, senin gözlerini açsın ve O’nu yüceltmene yardım etsin. Amin.

Ek : Bu karşıt görüşlülüğün sonraki safhaları ve bugünkü önemi.

Luther’in “İradenin Tutsaklığı” adlı kitabının ardında yatan bu tartışmadan 20.yy okuyucusu ne anlam çıkarmalıdır? Bu kısaltılmış ve basitleştirilmiş kitabı okurken, Luther’in büyük tartışma yeteneğinden etkilenmiş olmalısınız. Ancak bizi ilgilendirmesi gereken şey, Luther’in savunduklarının Kutsal Kitaba uygun olup, olmadığıdır. Eğer yazdıkları, Tanrı Sözü’nün öğretileriyse, bu yazılanları bugün de önemsemeliyiz.

Bazı insanlar basitçe, Luther’in hakkında yazdığı şeylere şimdi Kalvinizm dendiği sonucuna varıp, göz ardı ederler. Günümüz Lutheran kilisesi aynen bunu yapmıştır ve çağımız müjdesel Hıristiyanlarının da aynı şeyi yapacakları şüphesizdir.

Reformasyon zamanına bakacak olursak, Luther, Zwingli, Calvin, Bucer, Beza, Melancthon, John Knox gibi Protestan liderlerinin, insanın doğası gereği, kurtuluşu kazanmak için bir şey yapmaya yetisinin olmadığı ve Tanrı’nın lütfunda tamamıyla kadir olduğu üzerinde hemfikir oldukları açıkça görülür. Reform görüşünü benimseyenler bazı konularda ayrılmış olsalar bile hepsi, bu konu üzerinde birleşmişlerdir. Bunun, Reformasyon’un temel öğretisi olduğunu söylemek doğru olur. Çoğu zaman, imanla aklanma öğretisi reformasyon teolojisinin merkezi gerçeği olarak düşünülür. Ancak reformcular, Elçi Pavlus’un öğretisine geri dönerek, günahkarın kurtuluşunun tamamıyla Tanrı’nın karşılıksız lütfuna dayandığını vurgulamışlardır. İmanla aklanma öğretisi önemlidir çünkü insanın yanlızca Tanrı’nın lütfuyla kurtulmuş umutsuz bir günahkar olduğu ilkesini güvence altına alır. Ancak Reformasyon öğretisinin merkezi, Tanrı’nın lütfunun kadir ve karşılıksız olduğu gerçeğiydi.

Reformcuların savunduğu düşünceye karşıtlık hiçbir zaman asla durmadı. İnsanın tamamıyla çaresiz olduğunu reddeden ve kurtuluşun aslında bizlerin yaptığı bazı şeylere dayandığını söyleyen Arminian yanlış öğretisi bu teolojiye ateşli bir şekilde karşı çıkmıştır. Tüm bunlar 1603 yılında Hollanda’daki Leyden Üniversitesi’nde teoloji profesörü olan Van Harmen (Arminius) adında bir adam tarafından öğretilmiştir. 1618 yılında Dortrecht’te (Dort) uluslararası bir konsil toplanmış ve altı ay boyunca bir araya gelmiştir. Arminius’un öğretileri ve onu destekleyenler reddedilmiş ve suçlanmıştı.

Arminianizm, Dort Konsil’iyle ölmedi. John Wesley bu öğretiyi yaygınlaştırdı ve bugün halen çok popülerdir. Arminian öğretisinin yaptığı şey, günahkarların kurtuluşunu Tanrı ile günahkarlar arasında bölmektir. Kurtuluş işinin bir kısmının Tanrı bir kısmının ise kendileri tarafından yapıldığı söylenir. Reformcuların üzerinde birleştikleri Kutsal Kitap öğretisi buna rağmen, insanın kurtuluşundaki tüm payı Tanrı’ya çıkarır. Kurtuluş, Tanrı’nın kudretli lütfuna, Mesih tam ve mükemmel hizmetine ve Kutsal Ruh’un etkili ve kadir işleyişine bağlıdır. Tüm gör- kem Tanrı’ya verilir: “kurtuluş Rab’dendir”.

Arminianizmin kurtuluş konusundaki öğretisi, Roma’nın kine çok yakındır çünkü her ikisi de insanın iş- birliği olmadan Tanrı’nın insanı kurtaramayacağını öğretir! (Eğer günahkarın işbirliği gerekliyse, Tarsus’lu Saul nasıl kurtulacaktı?) Arminian öğretisi, işler dinini savunan ve Yeni Antlaşma Hıristiyanlığını ret ve inkar eden bir teolojidir. İman için kendine güvenmek, iyi işler için kendine güvenmekten farksızdır. Biri, diğer kadar Hıristiyanlık karşıtıdır.

Biraz önce okumuş olduğunuz kitap, hayati önem taşıyan bir konu hakkındadır. Luther’in uğruna savaştıkları için bu gün halen savaşılmalıdır. Reformcuların savundukları, bugün halen savunulmalıdır. Luther ve diğer reformcular, Kutsal Kitap’ta da çok açıkça belirtilen lütufla kurtuluşu öğretmişlerdir. Bugün, bundan daha önemli hiçbir konu yoktur. Luther yazmış olduklarına bugün de ihtiyaç vardır! Tanrı Sözü hiçbir zaman eskimez ve her zaman olduğu gibi bugün de insanlığa konuşmaktadır. 
Dipnot: * “Yeruşalimin yüreğine söyleyin” ifadesi, ayetin İngilizce çevirisinde “Şefkatle söyleyin Yeruşalime” olarak geçmektedir.

* İngilizce çeviride: “yatkınlaştırır”, “me?illendirir”

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.