Denizevleri 212. Sokak No:7 Atakum/SAMSUN
+90536 973 4679

Rut 1:8-16

Pastör Orhan PIÇAKLAR
Pastör Orhan PIÇAKLAR

            Bu hafta yine daha önce kararlaştırdığımız gibi Rut Kitabı’ndan okuyacağız, ama önce size bir şey anlatmak istiyorum.

            Kadınların gidip kendilerine bir eş bulabilecekleri bir mağaza açılmıştır. Mağaza 5 katlıdır ve her bir kat çıkıldıkça erkeklerin özellikleri de yükselmektedir. Mağazada sadece tek bir kural geçerlidir: Herhangi bir katın kapısından içeri giren kadın, o katta bulunan bir erkeği kendisine bir eş almak zorundadır ve eğer bir üst kata çıkmak isterse, tekrar aşağı katlara inemez. Bir gün bir grup kız arkadaş kendilerine iyi bir eş seçmek için mağazaya gider. 1. katın kapısında şunlar yazılıdır:

“Bu kattaki erkeklerin çalışacak bir işleri var ve çocukları da severler.”

Kadınlar yazıları okur ve şöyle der: “Eh, hiç yoktan iyidir ama bir de üst kata bakalım.”

            2. katın kapısında: “Buradaki erkeklerin iyi birer işleri var, çocukları severler ve son derece yakışıklıdırlar.” yazmaktadır.

Kadınlar “Hmm, hiç fena değil ama acaba bir üst katta ne var?” diye düşünür.

            3. katta “Buradaki erkeklerin çok iyi birer işleri var, çocukları severler, son derece yakışıklılardır ve ev işlerinde de size yardım ederler.” yazmaktadır.

Kadınlar “Aman Tanrım, çok etkileyici ama yukarıda başka katlar da var” der.

            4. katta “Buradaki erkeklerin işleri çok iyi, çocukları çok severler, gayet yakışıklı olup ev işlerine size yardım ederler ve son derece romantiklerdir.” yazar.

Kadınlar şaşkınlıktan yutkunmaya başlarlar: “İnanılmaz, bir üst katta bizi neyin beklediğini bir düşünün!”

            Ve bir kat daha çıkarlar. 5. katta şunlar yazmaktadır:

“Bu kat boş. Buraya kadar geldiğine göre haklı çıktık. Bu kat kadınların asla yetinmeyeceğini, memnun olmayacağını kanıtlamak için var. Bekleme yapma, hemen mağazadan dışarı çık!”

            2 hafta önce Rut Kitabı’nı hatırlıyorsunuz değil mi? Bir ailenin yanlış bir karardan dolayı başlarına gelen olaylara bakmıştık. Yine de kısaca hatırlamak istersek, Elimelek isimli bir Yahudi adam, karısı Naomi ve iki oğlu vardı. Beytlehem’de kıtlık oldu ve bu adam ailesini kıtlıktan korumak ve ekmek bulmak için Beytlehem’den yani Tanrı ekmeği denilen yerden, Yahudilerin gitmesi yasak olan Moav’a, putperest halkların yaşadığı bir yere geldiler. Amaçları burada kısa bir süre kalmaktı ama ayet diyor ki orada oğulları Moavlı kadınlarla evlendi. Hani kısa bir süre için geldiler ama yıllarca orada kaldılar ve daha sonra Elimelek ve iki oğlu orada öldü. Bu ölümlerin nedeni nedir bilmiyoruz, günahtan dolayı mı? Bir salgın hastalıktan dolayı mı? Bildiğimiz bir şey var, bu insanlar kısa bir süre kıtlık zamanında zorluk çekip yine de Tanrı’ya sadakatle yaşamak yerine kolay ama yanlış bir yola girdi. Matta 7:13-14 “Dar kapıdan girin. Çünkü yıkıma götüren kapı geniş ve yol enlidir. Bu kapıdan girenler çoktur. Oysa yaşama götüren kapı dar, yol da çetindir. Bu yolu bulanlar azdır.”

            Evet bugün sizlerle Kutsal Kitap’ta yazılmış en büyük sevgi olayına yani Rut Kitabı’na bakmaya devam ediyoruz.

            Naomi Moav denilen putperest bir ülkede yalnız başınaydı, bu onun için çok kötü bir durumdu. Halası, teyzesi, komşusu, anne babası yoktu. Yabancı bir ülkede, Tanrı’nın gitmelerini istemediği bir ülkede yaşıyordu. Belki kendi isteğiyle değil kocası Elimelek yüzünden bu putperest insanların yaşadığı ülkeye gelmişti ama çocukları bu putperest insanlarla evlendi, kocası öldü, çocukları öldü ve hiç torunları bile olmadı, Naomi yapayalnızdı. Naomi’nin Beytlehem’e dönmekten başka seçeneği yoktu.

            ”Naomi, Moav topraklarındayken RAB’bin kendi halkının yardımına yetişip yiyecek sağladığını duyunca gelinleriyle oradan dönmeye hazırlandı.” Rut 1:6 Naomi son yaşadığı yıllarda farklı bir kültürdeydi, %100 imanlı bir hayat sürmese bile Tanrı’ya imanı hala vardı ve burada bir şeye dikkat etmemiz gerekiyor: Her şeyin sağlayanı, her şeye gücü yeten Tanrı’dır. Dediğim gibi, Naomi çok imanlı olmasa bile Tanrı işlerini ve gücünü biliyordu, bakın ayet İsrail’de bol yağmurlu günler oldu ve topraklar ürün vermeye başladı, düşmanlar Yahuda’da zafer kazanamadı ve halklar tekrar ürün yetiştirmeye başladı demiyor, çalışkan insanlar tarafından ekonomimiz iyileşti demiyor, Rab’bin kendi halkının yardımına yetişip yiyecek sağladığını duyunca diyor. Yani Naomi her şeyi sağlayanın Rab olduğunu biliyor, Naomi Tanrı’nın kendi halkına, sadık olan halkına her zaman yardım ettiğini hatırlıyor (Musa onları Mısırdan çıkardığında göklerden man sağladığını anımsıyor). Rab ona sadık olanların yanındadır, Rab yaşamda da ölümde de halkının yanındadır, onları asla terk etmez yeter ki halkı bunu bilsin ve yeter ki halkı bunu anımsasın. Bu anımsamak çok önemlidir. Aynı şekilde Mesih İsa da bizlere şu buyruğu vermiştir: Sonra eline ekmek aldı, şükredip ekmeği böldü ve onlara verdi. “Bu sizin uğrunuza feda edilen bedenimdir. Beni anmak için böyle yapın” dedi. Luka 22:19 Rab’bin Sofrası’nı aldığımız zaman bunu anımsamamız lazım: Rab’bin bizim uğrumuza feda edilen bedenini… Hiç sessiz olup düşündük mü bu hafta “Beni seven Tanrı kendini feda etti, beni bu kadar seven bir Tanrı var ve ben ona minnettarım” diye? Rab onun yaptıklarını anımsamamızı istiyor, Rab bizi ne kadar sevdiğini bilmemizi istiyor, Rab’bin seni sevdiğini biliyor musun? Peki sen ne yapıyorsun? Şimdi Moav’da mısın? Naomi gibi o günahı bırakıp ait olduğun yere dönmeye kararlı mısın?

            Onlarla birlikte bulunduğu yerden ayrıldı ve Yahuda ülkesine dönmek üzere yola koyuldu. Yolda onlara, “Analarınızın evine dönün” dedi. “Ölmüşlerimize ve bana nasıl iyilik ettinizse, RAB de size iyilik etsin. RAB her birinize evinde rahat edeceğiniz birer koca versin!” Sonra onları öptü. İki gelin hıçkıra hıçkıra ağlayarak, “Hayır, seninle birlikte senin halkına döneceğiz” dediler. Rut 1:7-10  Ve Naomi Yeruşalim’e dönmeye karar verdi. Gelinler kayınvalidesi Naomi’ye ne kadar sadık değil mi? Naomi onlara diyor ki benimle gelme, sana bir şey veremem, yaşlandım, fakirim, git hayatını kurtar ama Rut “Lütfen sus, artık yeter, benim kafamı karıştırmaya çalışma, sen nereye gidersen ben oraya gideceğim, bana git kendi ilahlarına dön ona tapın deme, ben seni bırakmayacağım ve artık senin Rab’bin benim de Rab’bim olacak” diyor.

Bölümü komple okuduğumuzda bu iki gelinin de Naomi ile Yahuda’ya gitmek istediğini anlıyoruz çünkü Naomi’yi sevmişlerdi, Naomi’den ayrılacakları için üzgünlerdi ama Rut kesin bir şekilde Moav’a dönmeyi, Moav’da kalmayı reddetti. Orpa ise Naomi “gidin ülkenize” dediğinde Rut gibi cevap vermedi, Naomi’nin dediğini yaptı ve evine döndü, Naomi’nin dediğini yaptı ve kendi put ilahlarının yanına gitti. Orpa hakkında Kutsal Kitap’ta çok az şey biliriz ama bildiğimiz bir şey varsa Orpa asla gelin gittiği bu ailenin Tanrı’sı ile ilgilenmemişti. Orpa aslında Mesih’in Müjdesi’ni duyan ama yüreğini tam olarak vermeyen bir insana benzer. O insan kiliseye gelir, birçok etkinliğe katılır ama yüreğini asla vermez ve Mesih’i kurtarıcı olarak kabul etmez. Kilise üyesi gibi görünür ama kalbinde değişiklik olmaz. ”Gelinler yine hıçkıra hıçkıra ağlamaya başladı. Sonunda Orpa kaynanasını öpüp vedalaştı, Rut’sa ona sarılıp yanında kaldı.” Rut 1:14, Orpa Naomi’yi severdi birçok insanın kiliseye gelmeyi sevdiği gibi veya kilisede imanlı gibi görünmeyi sevdiği gibi. Ama aslında gerçekte Mesih onların kurtarıcıları değildir, Orpa eski sahte tanrısına, putlarına geri dönmüştü. Naomi eminim kendi inandığı Yehova Yire olan Tanrı’dan çok bahsetmişti iki gelinine de ama Orpa bununla ilgilenmiyordu. Orpa kendi put tanrısının daha rahat olduğunu biliyordu çünkü Naomi’nin Tanrı’sı hayatlarımızı bazı günahlardan uzak tutmak için kısıtlamıştı ama Orpa bunu istemiyor, özgürlük istiyordu. Peki ya sizin için İsa kim? Rab ve kurtarıcınız mı? O zaman Moav’dan çıkmanız ve ait olduğunuz yere gelmeniz gerekiyor, anımsayın Mesih ne dedi: ”Bu sizin uğrunuza feda edilen bedenimdir”. O zaman ona layık olmak için ait olduğunuz yere gelin!

            Orpa ismini bir daha bu kitapta göremezsiniz çünkü Orpa ait olduğu yere döndü ve silindi gitti. Ama Rut ismi daha defalarca geçecektir ve İsa Mesih’in soy kütüğünde olacaktır. Ya sizlerin hayatı nasıl? Hayatınızın kitabı bugün yazılıyor, ya Orpa gibi şu an geçici olarak rahat peşinde koşarsınız ama sonra silinip gidersiniz ya da Rut gibi yaşarsınız ve insanlar ve Tanrı tarafından sonsuzlara kadar anılırsınız.

            Rut 1:16-17 Rut şöyle karşılık verdi: “Seni bırakıp geri dönmemi isteme! Sen nereye gidersen ben de oraya gideceğim, sen nerede kalırsan ben de orada kalacağım. Senin halkın benim halkım, senin Tanrın benim Tanrım olacak. Sen nerede ölürsen ben de orada öleceğim ve orada gömüleceğim. Eğer ölümden başka bir nedenle senden ayrılırsam, RAB bana daha kötüsünü yapsın.” Rut kararlı bir şekilde Naomi’nin eski hayatınıza dönün sözünü reddetti. Aslında Rut kendi benliğini reddetti, kendi dünyasal zevklerini reddetti, Moav’ın günahını reddetti ve Naomi’nin Tanrısı’nın peşinden gitmeye karar verdi. Hepimiz dünyasal bedenlerimiz ve kalbimizle kendimizi mutlu etmeye istekli doğarız ve buna rağmen eğer günahtan kurtulup sonsuz hayatı almak istiyorsak bu dünyasal zevk ve günahları bırakıp Mesih’in peşinden gitmeye istekli olmalıyız. Bir ayağımız Moav’da, bir ayağımız Beytlehem’de yürüyemeyiz. Rut Rab’bi kabul etti, Orpa’nın yaptığı gibi zevk peşine değil sonsuz hayat peşine gitti. Orpa nerede? Dediğimiz gibi kayboldu gitti. Rut nerede? Mesih İsa’nın soyunda. Nasıl oldu bu? Tabii ki kendi seçimi ile. Rut bu yolculukta başına ne geleceğini bilmiyordu (Noami dedi ya, benim hiçbir şeyim yok, ne yapacağımı da bilmiyorum diye), işte Rut bu bilinmeze doğru yürüdü. Tek bildiği şey Naomi’nin Tanrısı’nın istediği yere gitmekti ve gitti, canını kurtardı.

            Vaazın başında bir şey söyledim, bu Rut Kitabı gerçek sevginin göstergesidir dedim. Aslında dışarıdan bakınca bu ismini saydığım herkes birbirini seviyor ve birbirine bu sevgisini söylüyor ama gerçek sevgi sözlerden çok daha fazlasıdır. Gerçek sevgiyi yaşantınızda göstermeniz gerekli. Sevgi sadece bir kelime değildir, gerçek sevgi hareketle olur, eylemle olur. Orpa dedi ki “Naomi anne seni seviyorum, hem de çok seviyorum ve seninle geleceğim” ama Naomi dedi ki ”Kızım benim size verecek yeni bir eşyam yok, evim yok, size damat olacak başka oğullarım yok, siz kendi ülkenize gidin evlenin, yuva kurun, çocuklarınız olsun…” Ve Orpa buna cevap olarak “Tamam anne görüşürüz” dedi ve evine döndü. Orpa, hani seviyordun Naomi’yi? Hani bırakmak istemiyordun? Orpa seviyordu, ama diğer şeyleri… (Çocuk sahibi olmayı, günah kentinde daha özgür yaşamayı, belki Moav’da hala güzel yiyecekler vardı ve onları) daha fazla seviyordu, bunun için Orpa vedalaştı ve döndü.

            Sevgi eylemle olur kardeşlerim, sevgi yaşamlarımızla gösterirseniz sonu güzel biter, sevginizi eylemlerinizle gösterirseniz meyvelerini alırsınız.

            Tam 25 yıl önce güzel bir bayana aşık oldum, onu çok sevdim ve onunla evlenmek istedim ama o kızı istediğimde bana “Hayır sen bizim akrabamız değilsin vermeyiz” dediler ve ben çok üzüldüm. 1 hafta sonra o kızın çok büyük bir amcası ile karşılaştım, adam çok çok büyüktü ve sinirli bir adama benziyordu. Ben dayak yemeyi göze alarak o adamın yanına gittim, ”Ben kızınızı seviyorum, neden benimle evlenmesine izin vermiyorsunuz? Ben onu mutlu ederim.” dedim ve korkarak bekledim. Ancak bu, adamın hoşuna gitti “Ailen gelsin 1 hafta sonra tekrar bizden kızı istesin” dedi. 1 hafta sonra gidip kızı istedik ve onlar evlenmemize izin verdi. Evlendikten sonra duydum ki bu güzel kadını aslında başka birisi daha sevmiş ama evlenmek için çaba göstermemiş. Ben sevdim ve zorlukları göze alarak ailesinden istedim ve o bayan şimdi benim eşim oldu.

            Bunun gibi sevginizi göstermeniz gerekli kardeşlerim. Dua ederek, hastaların evine ziyarete giderek, zor durumdaki insanları Tanrı’nın size verdiği armağanlarla bereketleyerek… Eğer bunları yapmazsanız nasıl seversiniz ki? İlahiler söylüyoruz “Tanrım bizim birbirimizi sevdiğimiz gibi sen de bizi sev” ama ben bunu söylemeye bazen korkuyorum. Çünkü bazen kardeşimi yeterince sevmiyorum ve eğer Tanrı da beni yeterince sevmezse halim ne olur! Yok aman, Tanrım bizim birbirimizi sevdiğimiz gibi sen bizi sevme çünkü biz bir avuç Hristiyan olduğumuz halde birbirimizi yeteri kadar sevemiyoruz. Ki, sevsek bile sadece dilimizle seviyoruz, Orpa gibi güzel şeyler görünce hemen bırakıp gidiyoruz. Yani bu yüzeysel bir sevgi ama Tanrı bize birbirimizi Rut gibi sevmemizi emrediyor.

            Aslında Rut’un sevgisi Tanrı’nın bize duyduğu ve ismi Agape olan sevgiye benzer. İnsanlar maalesef bu sevgiyi dünyasal çıkar sevgisi ile karıştırıyor ama Agape sevgisi en üstün olandır. Rut’un Naomi’ye olan sevgisi Naomi’nin güzel olduğu, zengin olduğu, farklı bir soydan olduğu, yaşı, parası vs gibi şeylerden etkilenmez, Rut’un Naomi’ye olan sevgisi tamamen karşılıksızdır. Bu sevgi Tanrı’nın bize olan sevgisinin bir örneğidir. Bu sevgide sevgiyi alanın durumuyla ilişkisi yoktur. Bu sevgi, sevgiyi verenin kalbi ve tutkusu ile ilgilidir. Yani benim seni sevmem için güzel, yakışıklı, çok kültürlü, çok zengin olman önemli değil, önemli olan burada sen ne durumda olursan ol Tanrı’nın emri ile seni sevmem gerektiğidir. Yuhanna 15:13 Hiç kimsede, insanın, dostları uğruna canını vermesinden daha büyük bir sevgi yoktur.

            Orpa ve Rut’un durumuna bakarsak eğer, Naomi ile Yahuda’ya dönerlerse bir aile sahibi olma şansları yoktu ve aslında Naomi’nin onların hayatını çöpe attığını düşünebilirlerdi, “Bizi oğullarınla evlendirdin ama onlar öldü, bir çocuğumuz bile yok, bir evimiz bile yok, yoksul ve kimsesiz kaldık” diye düşünme hakları vardı. Ama Rut Naomi’yi öyle sevdi ki onu bekleyen karanlık ve ne olacağını bilmediği bir hayat olmasına rağmen çok farklı bir cevap verdi. Rut 1:16-17 Rut şöyle karşılık verdi: “Seni bırakıp geri dönmemi isteme! Sen nereye gidersen ben de oraya gideceğim, sen nerede kalırsan ben de orada kalacağım. Senin halkın benim halkım, senin Tanrın benim Tanrım olacak. 17 Sen nerede ölürsen ben de orada öleceğim ve orada gömüleceğim. Eğer ölümden başka bir nedenle senden ayrılırsam, RAB bana daha kötüsünü yapsın.” Hiç senin hayatında kötü etkileri olan biri oldu mu? İçinizden evet oldu diyorsunuz, peki onu seviyor musunuz? Tabii ki hayır çünkü canınızı yaktı, hayatınızı kararttı. Tamam sizi anlıyorum, sevmek zor ama yine de gerçek sevgi onu sevebilmektir diyor, Rut işte böyle sadakatli bir sevgiyle onu sevdi.

            Gördüğünüz gibi Rut’un Naomi’ye olan bu sevgisi çok özeldir ve bu Rut Kitabı’nın sonunda Rut çok bereketlenecektir. Geçen hafta söylediğimiz gibi bu Rut Davut peygamberin büyük annesi olacaktır, Mesih İsa’nın beden almış soyunda soy kütüğünde olacaktır ve bana kalırsa bu sevgi Rut’a tüm bunların sağlanmasında bir etken olmuştur. Eğer Rut’ta bu kadar eşsiz sevgi olmasa acaba ne olurdu?

            Bu ayetler aslında bizim hayatımızın resmidir:

Naomi gibi imanlısın ama Tanrı’ndan uzak yaşayan biri misin? Eğer öyleyse Tanrı şimdi seni çağırıyor, gel bak buralar artık bereketli topraklar ve sonsuz hayat olan yerler diyor.

Orpa gibi misin? Yani Tanrı’nın yollarını bilen ama onu kurtarıcı olarak kabul etmeyen biri. Eğer öyleyse Tanrı Rut’u kurtardığı gibi seni de kurtarmak istiyor, gel işte şimdi, hemen şimdi, geriye dönme, sonra yanınıza gelirim deme, gel ve tövbe yap.

Rut gibi misin? Ben sanırım Rut gibiyim. Hayır hemen yanlış anlamayın gururla söylediğimi, aksine Rut gibiyim diyerek benim eskiden Moav’lı Rut gibi ne kadar günahkâr olduğumu, ne kadar Tanrı’dan uzak olduğumu anlatmak istedim. Ama Mesih İsa’yı Rab olarak kabul ettiğimde artık ona ait oldum. Rab sizin de kurtarıcınız olmak ve sizi kendisine almak istiyor.

Pastör M. Orhan PIÇAKLAR

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.