Denizevleri 212. Sokak No:7 Atakum/SAMSUN
+90536 973 4679

Depresyon ve İntihar

Depresyon ve İntihar

Çağın belirgin bunalımları arasında depresyon (ruh-can çöküntüsü) gösterilebilir. Çileli soyumuzu kenetleyen, ne erkek ne kadın, ne ulus ne sınıf ayrılığı, ne de başka bir ayrım gözeten amansız baskı. Eski Antlaşma’da Davut’un önceli Saul bunlardan biridir. Onun krallığında bir çoban olan, müzikçiliğiyle tanınan Davut bir sıra yiğitlik göstererek topluluğun övgüsünü kazanınca, kral Saul’u amansız bir kıskançlık ruhu tuttu. Baskı aşırı depresyona dönüştü. Kötü bir ruh onu yıpratırken Davut’un lir çalmasıyla kral yatıştırılabiliyordu. Buna karşın birkaç kez Davut’u öldürmek istedi o. En sonunda Saul cinci bir kadından yardım diledi, Tanrı peygamberi tarafından kınandı, yargılandı. Sonun-da, bir savaşta yaralanınca intihar etti; Davut kral oldu. Büsbütün harcanan bir varlık!

Depresyonu atlatabilenler var, öte yandan Saul gibi sağlıksız tükenenler.. Buna karşı kullanılan anti-depresyon ilaçları sürümlülükte, başka ilaçlardan öbek öbek önde; sayısı giderek de yükselmekte. Psikiyatri ön sırada beliren doktorluk kollarından. Sorunla ilgili kitaplar, kasetler, videolar rafları dolduruyor. Üniversiteler bu bilimi önemli bir dal kılmış. Hastalığa oluk gibi para akıtılırken, pek çok kişi çalışamaz duruma düşüyor. Her yerde insanlar psikasten.. İstatikçiler toplumun onda birinin derece derece bu çileyi çektiğini bildiriyor. Belki de ailelerimizde, çok sevdiklerimiz arasında bu dertle çalkala-nanlar var. Niceler hiç farkında değilken depresyonla boğuşuyor. Ben buna tutulmam diye atakça konuşabilen yok! Sinir yapısı sapasağlam olarak bilinenler de bu bunalıma dü-şüyor. Akıl öylesi duyarlı ki, dayanılmaz baskılar bindirince gümüş tel kopuveriyor. Ben depresyon geçiriyorum, beni cin tuttu diyerek kendi kendine işkence çektirenler de var!

Yıllarını savaş görmüş ülke ve bölgelerde geçiren çocukların, büyüklerin ruh çöküntüsüne düşmesi ve bundan çıkamaması bilinen görünüm: Vietnam, Lübnan, Sudan’ın Darfur bölgesi, Afganistan, Irak, Bosna, Angola, Ruanda ve daha birçok ülkede yaşamın geriye kalanını depresyonda geçirenlerin durumu yürekleri parçalamakta. Günümüzde pek çok kız ve erkek çocuğu birer seks oyuncağına dönüştürülmüş. Pedofili denen taş yüreklilik.. Bu zavallı çocukların içinde çalkalandığı depresyon canları yakıyor. Toplum kargaşalıkları, aile bunalımları, boşanmalar, işsizlik, hastalık, konutsuzluk ve daha bir sürü kudurgan saldırı.. Bunlardan etkilenen çok kişi depresyonun eşiğinde. Gençlerin çocukların hiçbir bağışıklığı yok. Sayısız çocuk çözümü intiharda arıyor, zekâ yıkımına (şizofreni) sürükleniyor, ya da uyuşturuculardan medet umuyor. Dipsiz kile, boş ambar!

Pek çok kişi beden hastalığına (patoloji) düşmüş sanıyor kendisini; ama dert başka. Kurtaran, dirilten, esenliğe ileten diri Tanrı’ya içini döken Ezrah’lı Heman Mezmur’da şöyle yakınır: “Ya RAB, beni kurtaran Tanrı, Gece gündüz sana yakarıyorum. Duam sana erişsin, kulak ver yakarışıma. Çünkü sıkıntıya doydum, Canım ölüler diyarına yaklaştı. Ölüm çukuruna inenler arasında sayılıyorum, Tükenmiş gibiyim; Ölüler arasına atılmış, Artık anımsamadığın, İlginden yoksun, Mezarda yatan cesetler gibiyim” Ve Heman yakarısını sürdürür: “Ama ben, ya RAB, yardıma çağırıyorum seni, Sabah duam sana varıyor. Niçin beni reddediyorsun, ya RAB, Neden yüzünü benden gizliyorsun? Düşkünüm, gençliğimden beri ölümle burun burunayım, Dehşetlerimin altında tükendim..” (Mezmur 88:1-5; 13-15).

Böylesi duygulandırıcı, gerçekçi dileği Tanrı kesenkes yanıtlar, çalkantılı canı güçlü kanatları altında toplar. O’nun esenlik müjdesi varlığı avutur: “Neden üzgünsün ya gönlüm, neden için huzursuz? Tanrı’ya umut bağla. Çünkü yeniden O’na övgüler sunacağım; O benim kurtarıcımdır, Tanrım’dır.. O zaman RAB’te sevinç bulacağım, Beni kurtardığı için coşacağım… Canım yalnız Tanrı’da huzur bulur, Kurtuluşum O’ndan gelir. Tek kayam, kurtuluşum, Kalem O’dur, asla sarsılmam… Gelin dinleyin, ey sizler, Tanrı’dan korkanlar, Benim için neler yaptığını size anlatayım. Ağzımla O’na yakardım, Övgüsü dilimden düşmedi… Övgüler olsun Tanrı’ya, çünkü duamı geri çevirmedi, Sevgisini benden esirgemedi” (Mezmur 42:5; 25:9; 62:1,2; 66:16,17,20).

Depresyonla boğuşan, haplarda ilaçlarda şifa arayan insan kardeşe Tanrı Sözü doğruluğu art arda denenmiş, somut öğretilerle önümüzde açılır. Çarpıcı öyküsünü duyduğumuz Eyub’un yaşamı dikkatle incelenmeye değer. Bu adamın görgüleri nicelerin karanlık ortamına ışık saçabilir. Çocuklarını, sürülerini, tüm varlığını ansızın yitiren, bir sıra hasta-lığa çarpılan Eyub, depresyon geçirenlerin belirgin bir örneğidir. O’nun nasıl desteklen-diği, seven Kurtarıcı’dan etkin ve sonuçlu güç aldığı çağlar boyu pek çok insana eğitim kaynağı ve tesellidir: “Şu anda işte benim tanığım göklerdedir; yararıma tanıklık eden yücelerdedir… Çünkü kurtarıcım diridir, bilirim. Sonunda toprağın üzerinde dikilecektir. Derim bedenim yok olduktan sonra, o zaman Tanrı’yı göreceğim. O’nu benden yana göreceğim. Gözlerim O’nu görecek; bir yabancıyı değil!” (Eyub 16:19; 19:25-27).

Sağlığı ipten kuşak kuşanmış, her yönden sarsılmış, günahın ağır yükü altında beli bükülmüş insan kardeş Tanrı’nın meshedip gönderdiği göksel kurtarıcıyla tanış olsun, gücü yeterliliği defalarca sınanmış göksel hekime iman etsin. Ölülerden dirilen kurtarıcı İsa Mesih’e aklı düşünceyi sarsılmaz güvenle bağlamak, yıkıcı yıpratıcı düşüncelerle oyalanmaktan binlerce kat daha sağlıklıdır. O en üstün ve etkin psikiyatr, canı ruhu sağlığa kavuşturan ruhbilimcidir. “Tanrı’nın insan kavrayışını aşan esenliği, Mesih İsa bağlılığında yüreklerinizi ve akıllarınızı kale gibi savunacaktır” (Filippililer 4:7). Yeşaya O’ndan yaklaşık yedi yüz yıl önceden O’na ilişkin peygamberlikte bulundu; İsa Mesih onun sözlerini anımsatarak yeryüzünde hizmetine başladı: “Rab’bin Ruhu üzerimdedir. Çünkü beni yoksullara Sevinç Getirici Haber’i yaymam için meshetti. Tutsaklara özgürlüğü, körlere gözlerinin açıldığını bildirmem için beni gönderdi; baskı altında ezilenleri özgür edeyim.. Rab’bin kutlu kıldığı bağış yılını bildireyim diye” (Luka 4:18,19; Yeşaya 61:1-3). İnsan soyuna hizmete gelene imanın etkisi kesin ve sonuçludur.

Yüreğe işleyen acılar zinciri her yanda giderek dallanıyor budaklanıyor, insan kardeşi bir dertten öbürüne sürüklüyor. Trajedilerin önde geleni, insanın kendini öldürmesidir demek pek de yanlış olmaz. Şu bunalımlı, ağlamaklı çağda ürkütücü bir intihar salgını yaygın. Her ulustan, her soydan her boydan, kadın ve erkek yaşam bunalımlarının çözümü intihardadır zannediyor. Her sekiz saniyede bir kişi intiharla telef oluyor. İnsan kardeş sarsıcı duygular, sağlıksız tepkiler ve çelişkiler okyanusunda boğuşuyor: Yalnızlık, işsizlik, yoksulluk, yolsuzluk, hastalık, madunluk, umutsuzluk, başarısızlık, kumarbazlık, hak çiğneyicilik, acıdan ağrıdan doğan bunalım, yanıtsız haykırı, düş kırıklığı, çeşitli hastalıklar zinciri, cezaevleri katlanamazlığı, alkol-uyuşturucu tıkanıklığı, intikam, öfke, korku, şüphe, utanç, depresyon, kapkaranlık dört yol ağzı, hiç dinmeyen gözyaşı, vb.

Düzenden kopmuş, kudurgan çağımızın acı cilvelerinden biri intihar olaylarının her ülkede, her kentte yaygınlığı. Avusturya, Danimarka gibi ekonomik düzeyin üstte bulunduğu ülkelerde intihar oranı çok yüksek. Bu olgu çarpıcı bir gerçeği kanıtlamakta: Parasal, konutsal, eğitimsel olanakların yerinde olması mutlu, sevinçli bir yaşamın anahtarı olamıyor. Bu insan kardeşlerin bunalımı varlıktan bıkkınlık, çeşit çeşit katlanıl-mazlık, yaşamdan usanganlıktır. Sıradan kişinin yanında her aşamadan insan kardeş bunalımın çalkantısında: Ruhbilimciler, doktorlar, dişçiler, avukatlar, büyük iş sahipleri, yüksek eğitimliler, homoseksüeller, vb. Bazı ülkelerde 18-35 yaşında genç bayanların zorla; daha yaşlı ve evli kişilerle evliliğe zorlanışı bu oranı yüzde seksene götürüyor.

Çeşit çeşit intihar var. Örneğin bir okulda bazı öğrenciler art arda intihara atılır. Kopyeci-lik intiharı, önemli birini örnek tutar. Grup intiharı, yüzlerce insanın bir tarikata bağlılı-ğından doğar. Her yıl yaklaşık beş milyon kişi sigaranın yol açtığı hastalıklar sonucu ölü-yor; bile bile intihar.. Giderayak seks ilişkilerinden fokurdayan AIDS virüsü. Karayolları-nı yarış alanına dönüştürenlerin ölümü. Başkalarını da sürükleyerek, yakarak.. Çeşit çeşit israf var. Kuşkusuz bunlar arasında yaşam israfı ön sırayı tutar. Herhalde önlenebilen bir trajedi. Çoğu kez intiharı tasarlayan kişi sevilmeme, dışlanma duygusuyla kavrulur.

Bir ruhbilimci, hemen hemen herkese belirli bir zamanda intihar düşüncesi gelmiştir diyor. Bu itkinin işkencesi altında çalkalanmayanın kendinden sorması gereken bazı köklü sorular vardır: İntihar kışkırtısıyla allak bullak edilene nasıl yardımcı olabilirim? Böyle biriyle karşılaşırsam yarasına melhem sürebilir miyim? Dayanılmaz çalkantılarla yıpranan insan kardeşe masmavi gökyüzünü gösterebilir miyim? Ben başkalarına ruhsal yardım sunabilecek biri olamaz mıyım? Bin bir çeşit baskıyla ezileni acımaktan başka ne yapabilirim? Tesellinin, avuntunun kaynağını tanıdım mı?

Diri Tanrı sevgi, sevecenlik, kayra hazinesidir. Ölümü alt eden Oğlu İsa Mesih’ten her tür savunma, yardım, destek, yenileme istenebilir. Bunun gönencine gelenlerin sayısı pek çoktur. İntihar işkencesiyle denenen herkese güven yüklü vaatlerle doludur Tanrı Sözü. Ailelerde intihar olgusuyla çalkalananlara nasıl yardım sunulabilir? Örneğin, babanın intihar ettiği ailenin bunalımı.. Bu da, yoğun çabayı gerektiren bir sorumluluk. Yalnızlık, kayıtsızlık, dört yol ağzında kalmışlık intihar tasarısını yanardağa dönüştürüyor. İntihar adayını bunalımlar zinciri sarmış ve sarmakta. Mahva sürükleyen zincirler nasıl kırılabilir? Rab İsa kendisini insanla özdeş kıldı, bunalımlarımıza katıldı. İlgisizliği yargılayacağını belirtir O: “Açtım, bana yiyecek vermediniz; susuzdum, susuzluğumu gidermediniz. Yabancıydım, beni içeri almadınız. Çıplaktım, beni giydirmediniz. Hastaydım, cezaevindeydim, beni görmeye gelmediniz” (Matta 25:42,43). İnsanlığı çalkalayan her ürkütücü dertle özdeş olur soyumuzu seven Mesih. İblis kincilik yıkıcılığıyla saldırır. Kahredici denge yerimize ölen dirilen Mesih’in insan kavramını aşan kayrasıyla kırılır. Bu sevgiyi değerlendiren göksel hizmet yükümlülüğüyle kuşanır, canlar kurtarır. Yaratan, pul para güvenliğinden önce yoksul-varlıklı herkese yaşam armağanının anlamını, şu geçip giden sürenin amacını kanıtlamakta ve bunu sağlamakta. Kaptansız gemi kayalara ya da başka bir gemiye bindirir..

Toplum içinde bir bütünüz. Özellikle yeryuvarlağının büsbütün büzüştüğü şu çağda. İçinde acıma duygusu bulunan kişi insan kardeşinin esenliğinden, güvenliğinden sorumludur. Büyük bir kentte atılımcı bir İncil öğütçüsü haftanın bir akşamını bu genel bunalımı içeren konuşmalara, ön çalışmalara ayırır. Toplantı kadın erkek, genç yaşlı, okumuş çok okumamış herkese açık. Herhangi biri kimliğini belirgin etmeden, kuşkulanmadan, yersiz bir soruyla karşılaşmadan bu yere gelir, konuşanı dinler: İntihara götüren bunalımlar zinciri nedir? Bunlar nasıl göğüslenebilir, nasıl atlatılabilir? vb. Her hafta başka başka kişiler bu ilginç toplantıya katılır. Hiç kimseye içerletici, korkutucu soru sorulmaz. Konuşma sonunda oldukça kabarık sayıda erkek kadın, öğütçüyle özel görüşme için gün ve saat ayırır. İşin ilginç yönü, pek çok kişinin bu köklü bunalımla boğuştuğu, yardım aradığı belirir. Böylece birçokların intihar eğilimi önlenir. Ve en önemlisi, bu insanlar yaşamın sonsuzun gerçek anlamı ve niteliğiyle yüzleşir. Bazı yerlerde Mesih inanlılarının ‘Sıcak telefon hattı’ dedikleri bir bağlantı merkezi var. İntihar duygusu eğleştiren, telefonla destek arayabiliyor, nice yıkım önlenebiliyor.

İsa Mesih’in acımayla sevgiyle yüklü çağrısı ezgin cana sesleniyor: “Ey bütün yorulanlar ve yük altında yıprananlar! Bana gelin. Sizleri dinlendiririm. Boyunduruğumu takının, benden öğrenin. Çünkü ben yumuşak huylu ve engin yürekliyim. Böylece, ‘canlarınıza dinlenme bulacaksınız’” (Matta 11:28,29). Tanrı seven savunan bir kaptan atadı. Çok kişiye dertler zinciriyle kenetlenen yaşam, yönetilemeyen gemi, taşınılamayan yük! Baskılar okyanusun dalgaları gibi: “Bu düşkün insan bağırdı ve RAB işitti; onu tüm sıkıntılarından kurtardı” der duası yanıtlanan Davut (Mezmur 34:6). Kurtarıcı Mesih’in pak sevgisi, canı kurtarmak için O’nun gerçek bağlısına insan kardeşin derdine ortak olmayı öğretir, ona bu yükümlülüğü verir. Böylelerin iç dünyasına sevinç getirir.

Thomas Cosmades

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.