Denizevleri 212. Sokak No:7 Atakum/SAMSUN
+90536 973 4679

Başkanlıklar Güç Yetki

Başkanlıklar Güç Yetki

BAŞKANLIKLAR YETKİLER GÜÇLER
(Daniel 7:23-28)

Efesoslular 1;20-23 
Efesoslular 6:10-12
Koloseliler 1:16; 2:8
Evrende İşlerliğini Sürdüren Başkanlıklar
Efesoslular mektubunda belirgin bir karşısav (karşıtlık, tezat) tüm açıklığıyla okuyucunun dikkatini çekmektedir. Bu karşıtlık Rab İsa Mesih’in fiziksel kilisesiyle göze görünmeyen saldırıcı karanlık güçler arasındadır. Taa başlangıçtan bu yana kiliseye karşı süregelen saldırılar zincirinin kökü kökeni bu güçlerdedir.

Bu güçlerin başlangıcını, doğuşunu, evrensel çapta etkinliğini öğrenmeye zorunluyuz. Bunların işlerliği taa Babil, Pers, Hellen inançlarının böylesi güçlerle içli dışlı oluşluluğuna dayanır. Konu üzerinde yazılmış araştırmacı intellektüal bir sürü kitap bulunur. İngilizce ya da Almanca bilenler yararına bu iki dilden iki tanesine değinmemiz uygundur.

İngilizce: Whitely, Expository Problems; Ephesians 6:12. Evil Powers: Expository Times (1957), 100-3; 
Lee Interpreting the Demonic Powers in Pauline Thought Novum Testamentum, 12 (1970) 54-69.
Almanca: Shier, Mächte und Gewalten, passim. Mussner, Christus das All und die Kirche

Bu kitaplarda konu edilen başkanlıklara Kozmik Güçler, Demonik Güçler, Kötü Güçler ve bu sıradan başka çarpıcı adlar kullanılıyor.

Daniel Peygamberin Gizemlerle Dolu Yazısı

İnanlılar Daniel’in yazısını belki defalarca okumuş, geniş çapta gizemlerle dolu anlamını kavrayamamıştır. Bu yazı Eski Antlaşma sayfalarında Kozmik Güçler’le geniş çapta uğraşan, onlara ışık saçan bir parçadır. Yeni Antlaşma’da Efesoslular mektubunu Daniel peygamberin Kutsal Ruh esinlemesiyle saçmakta olduğu ışığın altında okumak baştanbaşa aydınlatıcıdır.

Daniel, Babil’e sürgün götürülen Yahudi soylularından bir gençtir. Babil İmparatorluğunun batışına ilişkin peygamberlikte bulundu, ardından da Pers İmparatorluğunun yükselişine.. Babil’e sürgünlük yılları İ.Ö. 597-538 dolaylarındadır. Daniel’in sunduğu belge bu yıllar arasındadır, egemen Tanrı’nın dünya ve insan tarihinde bilgisini, etkisini, sonuçlamalarını kanıtlayan yazı peygamberlik kavramında önemli yer tutar. Bu çarpıcı eskatologya yazısı uluslar tarihini Babil kralı Nebukadnessar’ın gününden ileriye, İsa Mesih’in insan bedeninde açıklanışına dek, tarihin heyecanlandırıcı bir dönemini içerir. Belgenin aydınlatıcı öğeleri dışında İsa Mesih’in eskatolojik öğretilerini (bkz. Matta 24; Markos 13; Luka 21) anlayabilmek güçleşebilir. Aynı zamanda II.Selanikliler bölüm 2 ve tüm Vahiy yazısı da aydınlatıcı ön bilgiden yoksun kalır.

Daniel’in belgesi iki dilde yazılmıştır: İbranice, (1-2:4a’ya kadar ve 8:1-12:13’e kadar), Aramice: (2:4b’den 7:28’e kadar). Elimizde iki dilden gelen bir Kutsal Kitap yazısı var. Bu belge iki ayrı Hellence metne çevrilmiştir: Yetmişler (LXX) çevirisi. İ.Ö. 3. yüzyılda, Theodotion çevirisi (İ.S. 2. yüzyılda). İkinci çeviri Daniel yazısının en uygun sunuşudur. Bu yazıya yaklaşan yorumcular genellikle Theodotion çevirisine dayanır. Onun güvenilirliğine birçok kanıt gösterilir.

İbranice’de yazılan iki ayrı parçanın ilki tarihseldir. Bunu izleyen Aramice metin yine tarihseldir. Bunlarda Daniel çokça kendi deneyim ve görgülerini anlatır. Altıncı bölümün sonunda Daniel, Pers kralları döneminde hatırı sayılır bir bilgin olarak tanıtılıyor. 7-12. bölümleri tarihsel kesimden peygamberlik kesimine geçiştir. Bu kesimde Daniel bir sıra peygamberlik görmelerine tanık olduğunu anlatıyor. Aramice’de yazılı yedinci bölümde peygamberlik bildirilerinin devresi başlıyor.

DANİEL’İN GÖRMESİ VE EFESOSLULARA MEKTUP
Daniel’de ele alınan konu yedinci bölüm, özellikle de 27. ayet üzerindedir. Bu parçada peygamber göğün dört rüzgârının saldırdığı Büyük Deniz’den (Akdeniz’in o dönemdeki adı) apayrı dört yaratık çıktığını görüyor: Aslana benzeyen bir yaratık, ayıya benzeyen başka bir yaratık, ardından parsa benzeyen bir yaratık. En sonunda on boynuzlu ürkütücü bambaşka bir yaratık beliriyor. Bunun neyle çağrışımda olduğu bildirilmiyor. (7:7,8, 19-21). Bu bölümde, öncelerden bu yana Var Olan (7:9,10,13), İnsanoğlu’na benzeyen Yüceler Yücesi’yle birliktedir (7:13) ve Yüceler Yücesi sınırsız onurla belirmekte, her yetkiyi kendinde taşımaktadır (7:13,14,18,27). Dört yaratık yeryüzünde beliren dört kralı betimliyor. Bunlardan sonra krallığı Yüceler Yücesi’nin kutsalları alacak deniyor. Bu ayetin en uygun çevirisi doğruluğu belgelenen Theodotion’dandır. Türkçe çevirilerle bir karşılaştırma yapmak aradaki köklü ayrımı gösterebilir.

Önceki Türkçe çeviri: “Ve krallık ve saltanat ve bütün göklerin altındaki kralların büyüklüğü Yüce Olan’ın mukadeslerinin kavmına verilecek; onun krallığı ebedi krallıktır ve bütün saltanatlar O’na kulluk edecekler ve baş eğeceklerdir (7:27).
Sonraki Türkçe çeviri: “Göklerin altındaki krallıklara özgü krallık, egemenlik ve büyüklük kutsallara, Yüceler Yücesi’nin halkına verilecek. Bu halkın krallığı sonsuza dek sürecek, bütün uluslar ona kulluk edip sözünü dinleyecek (7:27).


Theodotion çevirisi: “Gökler göklerinin altındaki kralların krallığı, egemenliği, görkemi Yüce Olan’ın kutsallarına verildi. O’nun krallığı sonsuz krallıktır. Bütün başkanlıklar O’na hizmet edecek, O’na uyruk olacak” (7:27). Bu kesimde Elyonin (Yüce Olan) adı, Baba Tanrı’yla ilgili değildir: O, Öncelerden bu yana var Olan’dır (7:9,13b, 22a). Yüce Olan kullanımının İnsanoğlu diye tanıtılana ilişkin olduğu yorumuna değinilmeli (bkz. 7:13; 8:16; 10:16). Bunu Theodotion çevirisi aydınlatıyor. Gerçi krallıklar Yüce Olan’ın kutsallarına veriliyor. Ama krallık Onun’dur; İnsanoğlu’na (7:13) benzeyenin.. Baş O’dur, O’nun halkı değil! Türkçe’de önceki çeviri küçük birkaç düzeltmeyle uygun çeviri olarak kabul edilebilir.

Bu yerde sözü edilen dört canavara karşı, insansal hükümranlıkların üzerinde İnsanoğlu’na benzeyenin hükümranlığıyla karşılaşıyor okuyucu. Rab İsa Mesih’in kendisini İnsanoğlu olarak imlemesi, Vahiy’de O’na İnsanoğlu diye değinilmesi (1:13; 14:14) böylelikle daha yakın bir çağrışıma gidiyor. O’nun kutsallarına sadece O’nun sayesinde hükümranlık veriliyor. O olmadan hiç kimseye hiçbir özellik tanınamaz, ne de verilebilir.
Daniel 7;27’yi Efesoslular 1:22’ye bağlamak yerindedir: “Her şeyi O’nun ayakları altına bağımlı kıldı ve O’nu her şeyin başı olarak kilise topluluğuna verdi. Her ilişkide tüm evreni dolduranın doluluğu olan bu topluluk O’nun bedenidir.” Daniel’de sözü edilen ‘kutsallar’ O’nun kilisesidir. İnsanoğlu’nun kesin yengisinden en önde O’nun kilisesi yararlanmaktadır. Kilise O’nun kurtarmalık kanıyla kurtuldu ve kuruldu; O’nun yengisiyle kurulu düzenin yönetimini O’nunla paylaşmaktadır. O’nun kesin yengisi salt yeryüzü hükümranlıklarına karşı değil, “herşeyi O’nun ayakları altına bağımlı kılan” Baba Tanrı’nın kararıyla başkanlıklara, yetkilere, güçlere karşı kazanılan yengidir. Şimdi O yücelerdedir, haçlanışında ve dirilişinde sonuçlanan zaferin yetkisini sürdürmektedir. Ama O’nun kilisesi yeryüzündedir, şu ana dek karanlık güçlerin saldırısıyla karşı karşıyadır. Kilisenin kesin ve sonuçlu yengisi ileridedir, yakındır.

EGEMENLİĞİNİ ACIMAZLIKLA SÜRDÜREN GÜÇLER
Daniel çağın sonunda bütün kötülük güçlerinin Mesih’in evrensel egemenliğine boyun eğeceğini vurgular. Bunlar şimdiki dönemde etkisini her an her alanda göstermekte, karmaşık nitelik taşımaktalar. Dördüncü canavar (7:7; 11:23-26) yeryüzünün krallarına önderlik eden güçtür. Pers krallığının, Grekler ülkesinin, vb. (10;13-20). Bunlara karşı savaşan Yahudi halkının önderi Mikael’dir (10:13:21). Gözle görülmeyen güçlerin etkilediği tümel, ulusal-siyasal ve dinsel mekanizmalar işlerliktedir. Evrene egemen kesilen başkanlıkların, yetkilerin, güçlerin topu toplamı her yanda kendini belirgin eden sistemli yersel yetkiler.. Bu etkinin bütünlenişinde dördüncü canavar öldürülüyor, bedeni yok edilerek ateşte yakılıyor (7:7,11,23). Böy-lece Kozmos’ta onun etkisi kırılıyor. Bu kez Yüce Olan’la kutsalları önceler-den bu yana Var olandan sonsuzlar sonsuzunun krallığını alıyor, yargı yetki-si onlara veriliyor (bkz. Matta 19:28; I.Korintoslular 6:2; Vahiy 3:21; 20:4).

KARANLIĞIN GÜÇLERİ VE ONLARIN GİZEMİ
Daniel, peygamberlik sözünde okuyucuyu yersel, gözle görülen ol-guların ötesine taşıyor. Burada sürekli bir savaş beliriyor; gerisinde yeryüzü uluslarının özünü etkisini yönelten güçler işlerliktedir. Daha önce belirtildiği gibi, Daniel’deki gizler Aramice’de Raz, LXX çevirisinde ve Yeni Antlaş-ma yazılarında Mystirion, bu yazının Efesoslular mektubuyla ilişkisini daha iyi kavrayabilmemize yardım sağlıyor. Türkçe’de giz gizem olarak bildiği-miz söz sadece kendilerine açıklanmış olanlarca bilinebilen bilgidir. Açık-lanmadıkça gizli kalan gerçeklere ilişkin konudur. Raz Eski Antlaşma’da Daniel’in yazısıyla ilgili kullanımdır (bkz. Daniel 2:18,19,27,28,29,30,47×2; 4:9). Efesoslulara mektupta aynı söz Mystirion’dur.
Her iki yazıda giz gizem konusu sıklıkla belirir ve dikkatten kaçamaz. Konuyla ilgili imlemeler anıştırmalar her zaman önümüzdedir. Daniel’in yazısında bahsi geçen Raz’la ilgili kullanımlara kısaca göz gezdirdikten sonra, Efesoslular’da konuya giren aynı değinmelere bakalım. Daniel’de bu kullanım uluslarla ilgilidir, Efesoslular’daysa şu ilişkilerde: Mesih’le (1:9; 3:3-4; 5:32), Kilise’yle (3:9), Sevinç Getirici Haber’le (6:19). Bu değinimlerden öte gizemle ilgili iki imlemeye rastlanır. 1:22’de konuya alınan her şey Daniel 7:27’yle ilgilidir. Efesoslular 1:22 ile 6:12 arasındaki ilişki tümden belirgindir. İki yerde hem Kilise’nin hem de inanlıların ardı arası kesilmeyen amansız bir savaşta bulunduğu belirtilmekte: “Bu nedenle, kötü günde bu güçlere karşı durabilmek ve gerekli direnişi gösterdikten sonra dimdik kalabilmek için Tanrı donatımını takının” (6:13). Türkçe’nin önceki çevirisinde bütün saltanatların ona bağımlı olacağı (Daniel 7:27), Efesoslular’daysa Baba Tanrı’nın her şeyi O’nun ayakları altına verdiği belirtiliyor (1:22; bkz. Filippililer 2:9-11). Sadece Kilise ‘her şey’ in dışındadır; çünkü kurtarıcı Mesih’in yanında O’nun parlak zaferinin paylaşımında ve gönencindedir.
Başkanlıklar, yetkiler, karanlığın evrensel çapta eylem yapan egemen güçleri, göksel yerlerdeki ruhsal kötülük kuvvetleri (6:12). Daniel bu güçlerin sonsuzlar sonsuzu Elyonin’e geçtiğini vurgular. Birçok gizle belirtilen tanrısal yöntem burada odaklanır. Evrende isteğini sürdüren yetkilere, başkanlıklara ilişkin şunlar yazılıdır: “Çünkü gizemli yasasızlık şimdiden var gücüyle işlerliktedir”(II.Selanikliler 2:7). “Bu çağın başkanlarından hiçbiri bunu bilmedi. Bilmiş olsalardı yücelik Rabbi’ni çarmıha çakmazlardı” (I.Korintoslular 2:8). Ruhsal Kozmos’ta etkisi her an beliren ve duyulan, yerle gök arasında tüm kudurganlıkla kurulu düzeni kasıp kavuran karanlığın güçleri; yok gözle görülen yok gözle görülmeyen, tümü de Mesih’in ayakları altına basamak kılınacak “Yedinci melek boruyu öttürdü. Gökte gür sesler duyuldu. Şöyle diyordu: ‘Dünyanın hükümranlığı Rabbimiz’e ve O’nun Mesihi’ne geçti. O, çağlar çağı hükümranlık sürecek’” (Vahiy 11:15; bkz. Mezmur 110:1; Matta 22:44; Luka 19:27; I.Korintoslular 15:25). O’nun bağlıları coşkuyla bu yengiye katılacak.

SALDIRILAR
O parlak yücelenişe dek inanlılardan oluşan Kilise gözle görülmeyen güçlerin düzenlediği her tür saldırıya nesnedir. Bu parlak anın açıklanışına dek Mesih’in bağlıları O’nun metanetini, sabrını göstermeye çağrılmakta: “Gözlerimiz imanın önderi ve bütünleyicisi İsa’ya baksın. O önündeki sevinç karşılığı sabırla haç ölümünü üstlendi, utancı önemsemedi, Tanrı tahtının sağında oturdu. Bu nedenle, günahlıların kendisine yönelttikleri böylesi tutumu sabırla karşılayanı gözönüne getirin. Öyle ki, canlarınız bezginliğe verilmesin, kötümserlik sizleri yenmesin” (İbraniler 12:2,3). Hiçbir ezici yıpratıcı gelişim sıradan bir raslantı değil, göksel Baba’nın egemen tasarıları sınırında beklenen olgulardır. Kilise’ye karşı gözle görülmeyen güçlerin düzenlediği saldırılar zinciri sürüp gidiyor, belirli durumlarda aşırı boyutlara uzanıyor. Her yanda inanlılar haykırıyor: “Ya RAB ne vakte dek?” (bkz. Mezmur 13:1-3; 44:23-26; 79:5; 80:4; 89:40). Bu acı seslenişe yanıt Tanrı’nın Sözü’ndedir: “Özet olarak, Rab bağlılığında –O’nun egemenliğinin güçlülüğünde– pekişin. İblisin yöntemlerine karşı durabilmek için, Tanrı’nın tüm donatımıyla kuşanın.” (Efesoslular 6:10,11). Bu yüreklendirmenin hemen ardı sıra yazar betim diliyle o iyi bilinen ruhsal savaş kuşanımını ve kesin yengiyi belirterek karanlık güçlere üstün gelmenin kendine özgü çizgilerini sıralıyor (bkz. 6:13-18; 3:10).

Evrenin gözle görülmeyen, ama karanlığın dünya çapında çalışan kötü niyetli güçleri saldırılarını gitgide yoğunlaştırıyor. Ön sırada Mesih’in kilisesine ve O’nun inanlılarına karşı. Karanlığın güçleri son ve kesin yenilgiyi önlemeye didinmekte. Ama iblis şimdiden yeniktir. Gizemli yasasızlık hiç gevşemeden sürüyor; her düzenle, her hileyle, her oyunla.. Gevşemeyelim, Golgota tepesinde Mesih’e yenik düşen karanlığın sinsi güçleri son ve kesin yenilgiyi tadıncaya dek bu sarsıcı savaş sürüp gidecek.

“Ama yedinci meleğin sesini duyuracağı günlerde, melek boruyu öttürdüğünde Tanrı’nın gizemli tasarısı sonuçlanacak; tıpkı uşakları peygamberlerin ağzından bildirdiği gibi… Yedinci melek tasını havaya boşalttı. Gökteki tapınağın tahtından gür bir ses yükseldi; ‘Sonuçlandı’ diyordu” (Vahiy 10:7; 16:17).

Tanrı Sözü’nde açıklıkla kutlanan parlak sonuç savaşın baskısı altında sürekli yıpranan inanlıların zafer ilahisiyle doruklanacak. “Bundan sonra gökte büyük bir topluluğun güçlü sesine benzer bir ses duydum. Şöyle diyordu: “Halleluya; kurtarış, yücelik ve güç Tanrımız’ındır…’Halleluya! Çünkü Evrensel Egemen, Rab Tanrımız hükümranlık ediyor’ diyorlardı, ‘Sevinelim ve kıvanç duyalım. Yüceliği O’na verelim’… Bunlara tanıklık eden, ‘Evet, kısa zamanda geliyorum’ diyor. Amin. Gel ya Rab İsa!” (Vahiy 19:1; 6b-7a; 22:20). Mesih’i tanıyanlara O’nunla ilgili gizin içeriği vurgulamayla anımsatılmakta: “Bu giz çağların tümlüğe gelmesiyle Mesih’in kişiliğinde göklerdeki ve yerdeki her şeyin O’nda bütünlüğe getirildiğini içeren yönetim konusudur” (Efesoslular 1:10). Tanrısal uyarı ve yüreklendirme şudur: “Karanlıktan kaynaklanan verimsiz işlerle paydaşlık etmeyin. Tam tersine, kınayın onları” (Efesoslular 5:11).

Bu yazının Daniel araştırmasını içeren kesimi İsveç’te Lund Üniversitesi 
Yeni Antlaşma Profesörü Dr. Chrys Karagunis’ten alıntıdır.

Derleyen: Thomas Cosmades

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir