Denizevleri 212. Sokak No:7 Atakum/SAMSUN
+90536 973 4679

Koruyan ve Herzaman Bizimle Olan Tanrı

Mısırdan Çıkış 14:10-30

10 Firavun yaklaşırken, İsrailliler Mısırlılar’ın arkalarından geldiğini görünce dehşete kapılarak RAB’be feryat ettiler.

11 Musa’ya, «Mısır’da mezar mı yoktu da bizi çöle ölmeye getirdin?» dediler, «Bak, Mısır’dan çıkarmakla bize ne yaptın!

12 Mısır’dayken sana, `Bırak bizi, Mısırlılar’a kulluk edelim’ demedik mi? Çölde ölmektense Mısırlılar’a kulluk etsek bizim için daha iyi olurdu.»
13 Musa, «Korkmayın!» dedi, «Yerinizde durup bekleyin, RAB bugün sizi nasıl kurtaracak görün. Bugün gördüğünüz Mısırlılar’ı bir daha hiç görmeyeceksiniz.

14 RAB sizin için savaşacak, siz sakin olun yeter.»
15 RAB Musa’ya, «Niçin bana feryat ediyorsun?» dedi, «İsrailliler’e söyle, ilerlesinler.

16 Sen değneğini kaldır, elini denizin üzerine uzat. Sular yarılacak ve İsrailliler kuru toprak üzerinde yürüyerek denizi geçecekler.

17 Ben Mısırlılar’ı inatçı yapacağım ki, artlarına düşsünler. Firavunu, bütün ordusunu, savaş arabalarını, atlılarını yenerek yücelik kazanacağım.

18 Firavun, savaş arabaları ve atlılarından ötürü yücelik kazandığım zaman, Mısırlılar bilecek ki, ben RAB’bim.»

19-20 İsrail ordusunun önünde yürüyen Tanrı’nın meleği yerini değiştirip arkaya geçti. Önlerindeki bulut sütunu da yerini değiştirip arkalarına, Mısır ve İsrail ordularının arasına geldi. Gece boyunca bulut bir yanı karartıyor, öbür yanı aydınlatıyordu. Bu yüzden, bütün gece iki taraf birbirine yaklaşamadı.

21 Musa elini denizin üzerine uzattı. RAB bütün gece güçlü doğu rüzgarıyla suları geri itti, denizi karaya çevirdi. Sular ikiye bölündü,

22 İsrailliler kuru toprak üzerinde yürüyerek denizi geçtiler. Sular sağlarında, sollarında onlara duvar oluşturdu.

23 Mısırlılar artlarından geliyordu. Firavunun bütün atları, savaş arabaları, atlıları denizde onları izliyordu.

24 Sabah nöbetinde RAB ateş ve bulut sütunundan Mısır ordusuna baktı ve onları şaşkına çevirdi.

25 Arabalarının tekerleklerini çıkardı;(dipnot:«Çıkardı»: İbranice fiil «Yoldan saptırdı» ya da «Çamura saplanmasını sağladı» anlamına da gelebilir.) öyle ki, arabalarını zorlukla sürdüler. Mısırlılar, «İsrailliler’den kaçalım!» dediler, «Çünkü RAB onlar için bizimle savaşıyor.»
26 RAB Musa’ya, «Elini denizin üzerine uzat» dedi, «Sular Mısırlılar’ın, savaş arabalarının, atlılarının üzerine dönsün.»

27 Musa elini denizin üzerine uzattı. Sabaha karşı deniz olağan haline döndü. Mısırlılar sulardan kaçarken RAB onları denizin ortasında silkip attı.

28 Geri dönen sular savaş arabalarını, atlıları, İsrailliler’in peşinden denize dalan firavunun bütün ordusunu yuttu. Onlardan bir kişi bile sağ kalmadı.
29 Ama İsrailliler denizi kuru toprakta yürüyerek geçmişlerdi. Sular sağlarında, sollarında onlara duvar oluşturmuştu.

30 RAB o gün İsrailliler’i Mısırlılar’ın elinden kurtardı. İsrailliler deniz kıyısında Mısırlılar’ın ölülerini gördüler.

31 RAB’bin Mısırlılar’a gösterdiği büyük gücü gören İsrail halkı RAB’den korkup O’na ve kulu Musa’ya güvendi.

Bu hafta paylaşacağımız bölümü okuduğumuzda halk hamd olsun sonunda mısırdan yolculuga basladı ve kutsal kitap derki zafer havası içinde Çık.14: 8 Firavun zafer havası içinde ilerleyen İsrailliler’in peşine düştü. İleliyorlardı, her şey harikaydı tekrar Tanrıya ibadet ediyolardı tekrar tanrıyı yuceltiyorlardı, cunku Tanrıları onlara yıllardır köle çalışıp alamadığı haklarını yani altınlarını gümüşlerini aldırmış, çünkü Tanrıları artık onları özgür olmak için çağırmıştı, ama Tanrının önceden bildiği gibi firavun inatçılık yaptı M.Çıkış 14:5 Halkın kaçtığı Mısır Firavunu’na bildirilince, firavunla görevlileri onlara ilişkin düşüncelerini değiştirdiler. Biz ne yaptık onları salıvermekle kölelerimizi kaybettik dediler. Ve malesef herşeyi her belayı unuttular, hatta çocuklarının ölümlerini unuttular, hatta Tanrının gerçek Tanrı olduğunu unutup, tekrar şeytanın ayartısı ile İsraillilerin, bir yerde Tanrının çocuklarının peşlerine düştüler, evet onlarıı bulup tekrar israile getirmek gerekliydi, karşı koyanlarıda öldüreceklerdi, Ama firavun ve çevresindikelir birşeyi malesef unuttular, Tanrı’yı çünkü israillilerli oradan çıkaran, güçlü ordular, güçlü krallar değil Rablerin Rabbi, yüceler yücesi Yahve olan Tanrımızdı, ve Rabbimiz şöyle demişti. Mısırdan çıkış 7:4 halkım İsrail’i ordular halinde Mısır’dan çıkaracağım., yani Tanrı umarım çıkarabilirim, umarım yapabilirim değil, ÇIKARACAĞIMdemişti,

Ve halk neşeyle yolda giderken Kızıldeniz yakınlarına geldiklerinde arkalarına bir bakdılarki, eyvah Firavun en güçlü askerleri ve savaş arabaları ile peşlerinde tozu dumana katıp geliyordu, ne olacaktı şimdi?, tüm sevinçleri yarım kalmıştı sanki, hepsini öldürecek kalanlarıda tekrar köle olarak alıp daha ağır işlerde çalıştıracaklardı, ve halk bu korku ve endişe ile hemen Musa’ya gelir, Offf musa nedir senin bize yaptığın keşke mısırda kalsaydık, mısırda çok çalışıyorduk ama en azından yiyecek ekmeğimiz vardı, Mısırdayken en azından ölecekte olsak ecelimizle ölecektik ama şimdi burada bizi firavun öldürecek diyerek Musaya çıkıştılar, (Mısırdan Çıkış 10-12)

Musa ise onlara korkmayın dedi, neden korkuyorsunuz? Yerinizde durup bekletiyin Rab sizi kurtaracak, bugun gördüğünüz bu mısırlıları bir daha görmeyeceksiniz dedi, Rab sizin için savaşacak siz sakin olun yeterki, (Mısırdan çıkış 14:13-14)

Ve Musa doğru bir davranış sergiledi, ve onlara tanrıya güvenmelerini söyledi, aslında Musada bu sözleri sanki bir dua gibiydi, Tanrım yapacaktır demekteydi, ve Tanrı onun bu duasına yanıt verdi ve Musaya o meşhur değneğini kaldırmasını ve denize uzatmasını söyler ve deniz mucizevi şekilde yarılır ve halk içinden ayakları suya değmeden geçerler, evet Tanrımız mucizeler tanrısıdır, evet Tanrımız tam bir savaş eridir, Çünkü Tanrı onlarla birlikteydi, her ne kadar onlar Tanrının gücünü bazen unutup boşu boşuna bazen üzülselerde Tanrı onlara bulut sütünü aracılığı ile onlarla birlikte gidiyordu ve yol gösteriyordu, Tanrımız sadece yol gösteren değil aynı zamanda bizi düşmanlarımızdan koruyan bir tanrıdırda, çünkü kötü olan firavun geldiği zaman bulut sutununun yer değiştirip halkı ile düşmanın arasına girmiştir, ve bir nevi kendisini siper etmiştir, Tıpkı Mesih isanında bizim ugrumuza kendisini feda ettiği gibi, her kötülüğü her pisliği üzerine alıp bizleri temizlediği gibi ve ölümü zaferle yendiği gibi, Tanrıda tüm halkına eziyet edenleri, ve kendisine itaat etmeyenleri kızıldenizde bozguna ugratmış ve hepsini helak etmiştir,

Bu Kutsal sözleri okurken hemen kendi kendime sordum, ben ne yapıyorum böyle zorlu durumlarda nasıl davranıyorum çok kez dünyasal olan şeylerle çözüm üretmeye çalışıyorum ama herseferinde olayın en başına veya daha kötüye gittiğimi görüyorum, ama ne zaanki Tanrı senin isteğin olsun çünkü sen bana hep öndersin, çünkü sen bana hep yolculuklarımda yön gösterensin dediğimd, Tanrı kendi kutsal adı ve karşılıksız sevgisi ile bana yardım etmiştir, hayatımı bilenleriniz benim hayatımdaki ne büyük mucizeler yaptığını sizler biliyorsunuz, bunu bir başbakanın bile çözemeyeceği şekilde çözmüş ve onlarca mucize gerçekleştirmiştir Tanrı, sadece bana değil sizlerede bu mucizeleri yaptı sizlerde tanık oldunuz ve bence en güzel mucizesi her zaman söylediğimiz gibi, cehenneme (Sonsuz hayattan mahrum olmak) gidecekken, Tanrının kutsallar kutsalının, o kendisine bakılamayacak kadar aydınlık ve temiz olanla birlikte olma şansını bize vermiştir,

Peki bizler böyle bir sorunla karşılaşınca gerçekten ne yapıyoruz? Ne yaptık biraz kendinizle yüzleşin, samimi olun, dün patrick dediki, bazen tanrıya çok uzak olduğunu düşündüğümüz için her şeyi rahatça itiraf edebiliyoruz, her şeyi utanmadan söylüyebiliyoruz, ama aslında gerçekten Tanrı o kadar bize uzak değil, Tanrı çok yakınımızda Kutsal Ruhu içimizde, onun için böyule durumlarda bizler ne yapıyoruz onu düşünmemiz gerek, Tanrının hep yanımızda olduğugunu hatırlarsak ona güvenimiz daha çok olur,

Korktuğumuz zaman, tedirgin olduğumuz zaman bir yakına ihtiyaç duyarız ona daha sokuluruz, (Benim mezarlık hikayemi anlat)

Bu hafta bu olayın hemen hemen bir benzeri incilde gerçekleşmektedir ve sizinle o konuya bakmak istiyorum.


 (Okunması Gereken Ayetler: Mat 8:23-27; Mark 4:35-41; Luk 8:22-25)

Okuduğumuz bu bölümde çok çarpıcı benzerlikler vardır, Rabbimiz kalabalığa öğretiyordu onlara gerçek kurtuluşu anlatıyordu ve onlara gerçek kurtuluşun ve Tanrının eğemenliginden bahsediyordu ve akşam olunca öğrencilerine“Gölün karşı yakasına geçelim”. Dedi . ve Birden korkunç bir fırıtna koptu ve öğrenciler paniğe kapıldılar. İsa uykuya dalmıştı ve öğrenciler, “Acaba bizimle ilgileniyor mu?” diye düşünmüş olmalılar. O’nu uyandırıp sordular, “Öğretmenimiz, batıyoruz! Hiç aldırmıyor musun?” (Mark 4:38). O zaman İsa kalkıp fırtınayı dindirdi ve göl sütliman oldu. Bundan sonra öğrencilerini usulca azarladı. Onlar ise bu adamın kim olduğu konusunda düşünmeye başladılar.

Burada iman hayatının bir resmini görmemek imkansızdır. Mesih imanlıları olarak biz bu dünyada Cennete doğru ilerleyen bir yolculuktayız. Tıpkı mısırdan çıkığ vaad edilen topraklara giden imanlılar gibi, Yolculuğumuz fırtınalıdır. Çok kez hayatın fırtınaları bize saldırdığı zaman imanımız gevşemeye başlar ve belki de bazen imanımızı yitiririz, ama daha kötüsü bu fırtına içinde bocalarken İsa’nın uyumakta olduğunu ve hiç aldırmadığını düşünebiliriz. Defalarca aynı soruyu sorarız: “Acaba durumumuzla hiç ilgilenmiyor mu?” Tabii ki ilgileniyor, sadece O’nun verdiği vaatlere güvenebilseydik! kayıktaki öğrenciler de güvenmesini bilselerdi korkmayacaklardı. Neden korkmamıza gerek yoktur?

(Tanrı İsraillilere söz verdi sizi götüreceğim dedi)

(1) Rab İsa kendisina ait olanlarla birlikte yolculuk edeceğine ve onları sağ salim gidecekleri yere götüreceğine söz verdi.

Luka 8:22’deki sözleri inceleyelim: Bir gün İsa öğrencileriyle birlikte bir kayığa binerek onlara, “Gölün karşı yakasına geçelim” dedi. Bu sözde Rab’bin amacını, niyetini ve hem öğrencilerine hem de bize verdiği vaadi görebiliriz. Bu sözde kendi güvenliğimizi de görebilriz, çünkü Rab İsa ne dedi? “Gölün karşı yakasına geçelim” dedi. “Hadi gelin birlikte gölün sularına batıp boğulalım” demedi.

Birçok Mesih imanlısı bu konuda Rab’be olan güvenlerini yitiriyor. Soruyor: Gerçekten Ran İsa benimle birlikte mi? Bunun yanıtı tabii olarak “Evet, seninle birliktedir!” olmalı. Evet, O hayatın fırtınaları içinde bizimle birliktedir. Sen suların içinden geçerken ben seninle beraber olacağım; ve ırmakların içinden geçerken senin üzerine taşmıyacaklar; ateşin içinden yürürken yanmıyacaksın, ve alev seni yakmıyacak (Yeşaya 43:2).

Hayatımızın yaslı günlerinde bizimledir (Mez 23:4) [1] ;

O’nun hizmetindeyken bizimledir (Mat 28:19-20) [2] ;

stress içideyken bile bizimledir (2 Tim 4:17) [3]

ve bizi asla terketmeyeceği konusunda bize güvence verdi (İbr 13:5-6) [4] .

Yine de Mesih imanlısı çok kez soruyor: “Gerçekten karşı yakaya varabilecek miyim?”. Gerçekten Tanrı bana vaad ettiklerini verecekmi? Yoksa bizde mısırda kalıp en azından bu baskıları görmeden eski ve şeytanın egemenligindeki hayatımızı devam ettirsemiydik?

Bu olayda Rab’bin vaadini görebiliriz. Bize soruyor: “Neden bana iman etmiyorsunuz?”. Bak Yuh 10:28-29 [5] ve 2 Tim 2:19 [6] . Rab bizim gideceğimiz yere sağ salim varacağımızı söylemişse oraya varacağız. hiçbir şey O’nun verdiği vaadi engelleyemez. Tanrı İsraillilere vaad etti, sizi oradan çıkaracağım dedi ve çıkardı, “Sular sağlarında sollarında onlara duvar oluşturmuştu. Rab o gün israilliler’i Mısırlıların elinden kurtardı. Mısırdan Çıkış 14:29b-30a Hayatın tüm yolculuğunda bizimle birlikt olacağı konusunda bize güvence verdi. Sonunda bizi emniyet içinde göksel evimize götürecektir.

(2) Hayatımızda Rab’bin bize önderlik ettiği yolculukta her zaman fırtınalar olacaktır.

Bak Mat 8:24 [7]  Mesih imanlıları olduğumuz için fırtınalardan muaf kalacağız diye bir şey yoktur. Rab isaya ait isek hayatımızda fırtınaların kopmasını beklemeliyiz. Çünkü nasıl firavun Tanrının halkını salmak istemediyse, kendisine kölelik yapmasını istediyse, Bu dünyada bizi cennete gitmemizi engellemek için, vaad edilen topraklara gidebilmemizi engellemek için daima sorunlar çıkaracaktır. Sorunlarımız her zaman olacaktır. Bunun tersini bekleyemeyiz. Bak Fil 1:29 [8] ve İbr 12:5-13. sayfa 1547

Sen kardeşim, şu anda hayatının bir fırtınası içinde misin? Cesaretini yitirme. Şunu bilmelisin:

(a) Fırtınanın kopacağını Rab İsa önceden biliyordu, ama yine de kayığa girdi

(b) Fırtınaya izin verdi ve öğrencilerinin fırtına içine girmelerine izin verdi

(c) Fırtınanın tüm korkunçluğunu tecrübe etmelerine izin verdi

(d) Fırtına ile hiç ilgilenmiyormuş gibi gözüktü

(e) Fırtınanın ortasında onlarla birlikteydi ve korkmalarına gerek yoktu

Tüm bunlar imanlının hayatıyla ilgili noktalardır. Bunları iyice düşün ve ders al.

(3) Çok kez Mesih imanlısı hayatın fırtınaları içinde Rab’be olan güvenini yitirebilir

Öğrencilerin bu olay içindeki durumları korku, kuşku ve acılık kökleriyle betimlenebilir. Üstelik, can yürekten sevdikleri Rableri sanki bu duruma hiç aldırmıyordu. “Öğretmenimiz, batıyoruz! Hiç aldırmıyor musun?” diye O’na soruyorlar. İsraillilerde Musa aracılığı ile Tanrıya geldi ve Musa bizi öldürecekler dedi, ve

Biz de kaç kez bu şekilde tepki göstermişiz acaba?

Biz de kaç kez, “Rab baksana bana neler oluyor. Hiç aldırmıyor musun?” diye sormuşuzdur.

Biz de kaç kez korkuya kapıldık ve hayatın fırtınaları içinde batıp gideceğimizi sandık?

Biz de kaç kez yüreğimizde Rab’be karşı bir burukluk hissettik O’na içerledik?

Biz de kaç kez Rab’bin hikmetini O’nun yollarını sorguladık?

Yani bizim de imanımız gevşedi güvenimizi yitirdik.

Öyleyse soralım: Onların imanları neden zayıftı?

(a) O’nun vaadine güvenemediler “karşıya geçelim”

(b) O’nun onlarla birlikte olduğuna güvenemediler: kayıkta onlarla birlikteydi.

(c) O’nun gücünün ne kadar büyük olduğunu hesaba katmadılar: Fırtınayı dindirdi

-israil Mısır olayında

Tanrı onları kenana götüreceğini söylediği halde inanamadılar

Firavun peşlerine düşünce Tanrıya güvenmeyip firavundan korktular, Tanrı tüm ordusunu yok etti

Tanrı denizi yardı onların ayaklarının sulara batmasına izin vermedi yani Tanrı her şeyi onlara sağlamıştı

(4) Acaba Rab kendisine ait olanların hayatın fırtınalarına girmesine neden izin verir?

Hayatın fırtınaları içinde çalkalanmamızda bir amaç var mı? Evet vardır. Öğrencilerinin bu fırtınaya girmelerine ve bu şekilde denenmelerine izin verişinin en azından dört nedeni verilebilir:

(i) Onların imanlarını geliştirmek. Belki de izin verişinin asıl amacı buydu, çünkü fırtınayı dindirdikten sonra onları imanlarının kıtlığı konusunda azarladı. İsa öğrencilerine, “Nerede imanınız?” diye sorarken onları azarlıyordu. Bizim hayatımızda da denenmelere izin verir, çünkü nasıl tepki göstereceğimizi bilmemizi ister. O’na gerçekten iman ediyor muyuz? “Böylelikle içtenliği kanıtlanmış imanınız, İsa Mesih göründüğü zaman size övgü, yücelik ve onur kazandıracak. Bu imanınız, ateşle arıtıldığı halde yok olup giden altından daha değerlidir” (1 Pet 1:7). Tanrı size böyle bir iman sağlamak için bazen hayatınızı zorlayabilir

(ii) Kendi Gücünü Göstermek için. Kovboy filmlerinde kendine çok güvenen kovboy düello sırasında haydi silahını çek der karşısındakine, sanki Tanrımızda burada öyle yapmak istiyor, ama o en hızlı silah çekendir, işte buradada bunu göstermek istiyor. Sanki  şöyle dedi, “bakın şimdi ben uyuyacağım ve durum en kritik noktaya gelince uyanacağım ve kim olduğumu onlara göstereceğim!” İşte Tanrı halkının önüne kızıldenizi, arkasınada firavunu koymasının sebebi buydu, Kurtulmaya imkan yokken bile ben kurtarabilirim sizi diyerek o gün milyonlarca insana, bugunde milyarlarca insana bunu göstermek istiyor,

Bizim durumumuzda da böyledir. O’na iman ettik ve yıllarca O’nun adına iman ettiğimizi söylüyoruz, ama kritik anlarda gerçekten O’nun ne gibi birkişi olduğunu ve ne gibi bir güce sahip olduğunu biliyor muyuz? Kimdir?

(a) Tam olarak insandır. Bizim gibi o da yorulur ve uykuya dalar, ama İsa sadece insanlığı içinde sınırlı mı? Hayır

(b) O aynı zamanda her şey üzerinde yetkiye sahip, tüm güce sahip Tanrı’dır. Fırtınayı dindirmekle Tanrısal güce sahip olduğunu sergiledi. İnsan bedeni almış ve tüm gücünü sergileyebilen Tanrı’dır.

(iii) Sevgisi Gösterebilmek için. hayatın fırtınaları geldiğinde, normal zamanlarda aklımıza bile gelmeyen sorular sorarız. Örneğin, “İmanlılar tehlike içindeyken, ben tehlike içindeyken Rab gerçekten ilgileniyor mu? Kendisine ait olanlar acaba neden acı çekiyorlar? Neden öldürülüyorlar? Acaba dualarımıza yanıt verecek mi? Acaba bu fırtınalar içinde bize iç huzuru verecek mi? Bu olaydaki gelişmelere baktığımızda bütün cevaplar önümüze serilmektedir.

(iv) Egemenliğini Geliştirmek için. Markos’un yazdığı gibi gölde başka kayıklar da vardı. Onlar da korkuya kapılmış olmalıydılar. Rab İsa fırtınayı dindirdiği zaman onlar da buna tanık olmuşlardı. Bu insanlar fırtınanın nasıl dindiğini merak etmiş olmalıydılar. Öğrencilerden bunun nasıl olduğunu öğrenince Mesih onların gözünde yüceltilmiş olacaktı. Pavlus Fil 1:12’de bundan söz eder: Kardeşler, şunu bilmenizi isterim: başıma gelenler daha çok Müjde’nin yayılmasına yaramıştır.”

Bütün öğrenciler er yada geç fırtınalara karşı karşıya kalırlar zaman zaman dalgalar bizi batıracakmıs gıbı gorunur. İsanın bizimle aynı kayıkta oldugunu bilmek ne buyuk bir teselli. “okyanusun yeryuzunun gokyuzunun efendisinin oldugu kayıgı hıcbır su yutamaz. Yasam fırtınalarını hıc kımse isa gibi yatıştıramaz. Siz kayıkta isayla birliktemisiniz o zaman hiç korkmayın eğer hala isayla aynı kayıkta değilseniz yüzerek fazla gidemezsiniz belli bir süre kollarınız yorulur batmaya başlarsınız onun için vakit varken aynı kayığa binin, kayıkta deniz üzerinde belli bir süre gider, yüzün insanda ama sen yüzerek uzaklara gidemezsin yorulursun ancak seni o uzak diyarlara götüren biri olmalı ve oda Rabbimiz isa mesihtir, en zor anlarınızda sizi bırakmayandır. Musa Korkmayın dedi, sizde korkmayın o tekneye binerseniz, Tanrı sizi kurtaracaktır.


[1] (Mez 23:4) “Karanlık ölüm vadisinden geçsem bile,  Kötülükten korkmam. Çünkü sen benimlesin.Çomağın, değneğin güven verir bana.

[2] (Mat 28:19-20) “Bu nedenle gidin, bütün ulusları öğrencilerim olarak yetiştirin; onları Baba, Oğul ve Kutsal Ruh’un adıyla vaftiz edin;  size buyurduğum her şeye uymayı onlara öğretin. İşte ben, dünyanın sonuna dek her an sizinle birlikteyim”

[3] (2 Tim 4:17) “Ama Tanrı bildirisi aracılığımla tam olarak açıklansın, bütün uluslar bunu duysun diye Rab yardımıma gelip beni güçlendirdi. Aslanın ağzından böyle kurtuldum!

[4] (ibr 13:5-6) “Çünkü Tanrı şöyle dedi: «Seni asla terk etmeyeceğim, Seni asla yüzüstü bırakmayacağım.» Böylece cesaretle diyoruz ki, «Rab benim yardımcımdır, korkmam; İnsan bana ne yapabilir?»

[5] (Yuh 10:28-29) “Onlara sonsuz yaşam veririm; asla mahvolmayacaklar. Onları hiç kimse elimden kapamaz. Onları bana veren Babam her şeyden üstündür. Onları Baba’nın elinden kapmaya kimsenin gücü yetmez.”

[6] (2 Tim 2:19) “Ne var ki, Tanrý’nın attığı sağlam temel, “Rab kendine ait olanları bilir” ve “Rab’bin adını anan herkes kötülükten uzak dursun” sözleriyle mühürlenmiş olarak duruyor

[7] (Mat 8:24) “Gölde ansızın büyük bir fırtına koptu. Öyle ki, dalgalar kayanın üzerinden aşıyordu. İsa ise uykuya dalmıştı”

[8] (Fil 1:29) “Çünkü Mesih uğruna size yalnız Mesih’e iman etmek değil, daha önce bende gördüğünüz ve hâlâ sürdürdüğümü duyduğunuz zorlu çabanın aynısını göstererek Mesih uğruna acı çekmek ayrıcalığı da verildi.”

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir