Denizevleri 212. Sokak No:7 Atakum/SAMSUN
+90536 973 4679

İsa iyi ve yalansız sa, neden İsaya inanmıyorsunuz?

Marangozdan Öte Josh Mc Dowell

8.   İYİ BİR İNSANI NASIL HAKSIZ ÇIKARABİLİRSİNİZ?

Uruguay Üniversitesi’nden bir öğrenci bana, “Profesör Dowell, Mesih inancını neden çürütemiyorsunuz?” diye sormuştu. Ben de, “Bir tek nedenden dolayı” diye yanıt vermiştim. “Tarihteki bir tek olayı çürütemiyorum. O da İsa Mesih’in dirilişidir.” 
Bu konuyu 700 saat kadar inceledikten ve temelini tümüyle araştırdıktan sonra şu sonuca vardım: İsa Mesih’in ölümden dirilişi ya insanlığa yapılan en kötü, en zalimce ve alçakça düzenbazlık, ya da tarihin en önemli gerçeğidir.

Diriliş konusu, “Mesih inancı gerçek midir?” sorusunu felsefe sahasından çıkarıp tarih sahasına sokar. Mesih inancının tarihsel olarak kabul edilebilir bir temeli var mıdır? Dirilişin gerçekliğine inanmak için yeterli kanıt var mıdır?

Dirilişle ilgili bazı gerçekler şunlardır: Geleceği Tevrat’ta önceden bildirilen Mesih olduğunu öne süren bir Yahudi peygamberi, Nasıralı İsa tutuklanmış, siyasi bir suçlu olarak yargılanmış ve çarmıha gerilmiştir. Ölümünden ve gömülmesinden üç gün sonra, mezarına giden birkaç kadın cesedinin yok olduğunu görmüştür. Bu kişinin öğrencileri O’nu Tanrı’nın ölümden dirilttiğini söylemiş, göğe alınmadan önce birkaç kez kendilerine göründüğünü iddia etmişlerdir.

Mesih inancı işte bu temel üzerine kurularak tüm Roma İmparatorluğuna yayıldı. Çağlar boyunca büyük bir etkisi oldu.

İsa Mesih gerçekten ölümden dirildi mi?

İSA’NIN GÖMÜLMESİ

İsa’nın bedeni Yahudi geleneklerine uygun olarak, keten bezlere sarılmıştı. Yaklaşık 50 kiloluk kokulu baharat, yapışkan bir madde kıvamında karıştırılarak bedenin çevresindeki bezlere sürüldü. 

Beden kayadan oluşan sağlam bir mezara konuldu. Son derece büyük bir taş, (aşağı yukarı iki ton ağırlığında) kaldıraçlar aracılığıyla mezarın girişine yuvarlandı.

Son derece disiplinli Romalı bir manga asker, mezarı güvenlik altına almak için oraya yerleştirildi. Cezalandırma korkusu özellikle gece nöbetlerinde görevin kusursuz bir dikkatle yapılmasını sağladı. Bu manga, mezara Roma gücünü ve yetkisini simgeleyen mührü bastı. Girişteki taşı hareket ettirmeye çalışan kişi mühürü kıracak ve Roma yasasını çiğnemiş olacaktı. Ne var ki tüm bunlara karşın mezar boştu.


BOŞ MEZAR

İsa’nın izleyicileri, O’nun ölümden dirildiğini söylediler. İsa’nın kendilerine kırk gün boyunca inandırıcı kanıtlarla göründüğünü öne sürdüler. Elçi Pavlus, İsa’nın, bir kez 500 izleyicisine birden göründüğüne, bunların çoğunun hala hayatta olduğunu ve kendisinin yazdıklarını doğrulamak için bu kişilere başvurulabileceğini söylemiştir.

Boş mezarın inkâr edilmesi olanaksızdı, çünkü hemen herkesin bundan haberi vardı. Eğer mezarın boş olduğunu halk görmemiş olsaydı, İsa’nın dirilişi hikayesine Kudüs’te bir saat bile inanılmazdı. 

Eğer tüm kanıtlar titizlikle ve adil bir şekilde değerlendirilirse, tarihsel araştırmalara göre İsa’nın mezarının Pazar sabahı boş olduğu sonucu doğrudur. Bu gerçeğe aykırı hiçbir yazınsal, epigrafik ya da arkeolojik bulunamamıştır.


Boş mezarı nasıl açıklayabiliriz? Bunun doğal bir nedeni olabilir mi?


İmanlılar, şaşırtıcı tarihsel kanıtlara dayanarak İsa’nın, Tanrı’nın doğaüstü gücüyle ölümden dirildiğine inanmaktadırlar. Buna inanmak çağdaş bir akla zor gelebilir, ancak ilerde de açıklayacağım gibi, inanmamak daha zordur.


Dirilişten sonra mezarın durumu önemlidir. Roma mührü kırılmıştı ve bunu yapmanın cezası baş aşağı çarmıha gerilmekti. Girişteki büyük taş yerinden oynatılmış, üstelik sanki taşınmış ya da elle kaldırılıp konulmuş gibi girişten uzağa yuvarlanmıştır. Manga kaçmıştır. Tarihçi Justin, Digest adlı eserinde (49:16) bir mangayı idama götüren 18 suçu sıralar. Bunlardan ikisi, uyumak ve görev yerini terk etmektir.


Mezara gelip boş bulan kadınlar korkuya kapıldılar, geri dönüp İsa’nın öğrencilerine durumu anlattılar. Bunun üzerine Petrus ve Yuhanna mezara koştular. Mezara ilk varan Yuhanna oldu. Keten bezler yerdeydi ve içi boştu. Mesih’in bedeni bu bezlerden sıyrılmıştı.

Ölümden dirilişi açıklamaya yönelik doğal nedenler, oldukça zayıftır. Aslına bakarsanız bunlar, diriliş gerçeğini kanıtlamaya yardımcı olurlar.


YANLIŞ MEZAR MI?

Kirsopp Lake tarafından ortaya atılan bir kurama göre bedenin kaybolduğunu söyleyen kadınlar yanlışlıkla başka bir mezara gitmişlerdir. Bu doğruysa, öğrenciler de yanlışlık yapıp başka bir mezara girdiler. Ne var ki, bedenin çalınmasını önlemek için mezara askeri manga yerleştiren Yahudi yetkililer yer konusunda yanılmış olamazlar. Romalı askerler de böyle bir yanılgıya düşemezler, çünkü zaten oradaydılar.


Eğer yanlış bir mezar söz konusu olsaydı, Yahudi yetkililer doğru olan mezardan bedeni çıkartıp diriliş söylentisine hemen son verirlerdi.


Başka bir açıklama ise, dirilişten sonra İsa’nın öğrencilere görünmesinin aslında halüsinasyon ya da illüzyon olduğu şeklindedir. Ancak tarihsel durum ve elçilerin akıl yapıları halüsinasyonları yaratan psikolojik ilkelere yer vermemektedir.


O halde, gerçek bedene ne olmuştur, İsa nereye gitmiştir?

BAYILMA KURAMI

Birkaç yüzyıl önce Venturini tarafından ortaya atılan bugün de bazı kişilerin öne sürdükleri bayılma kuramına göre İsa aslında ölmemiş; kan kaybından ve yorgunluktan bayılmıştır. Herkes İsa’nın öldüğünü sanmıştır. Fakat İsa daha sonra kendine gelmiş, öğrencileri de O’nun ölümden dirildiğini sanmıştır.

Dirilişe inanmayan kuşkucu Strauss bile İsa’nın bayılmış olması kuramına karşı çıkmıştır: “Mezardan yarı ölü bir durumda çalınmış, zayıf, hasta, tıbbi müdahaleye muhtaç olan; tedavisi, dinlenmesi ve güçlenmesi gereken bir kimsenin, öğrencilerine ölümü ve mezarı yenmiş görkemli bir Yaşam Önderi izlenimi vermesi olanaksızdır. Tam tersi, İsa’nın böyle bir baygınlıktan ayılmış olması, öğrenciler üzerinde daha önceden yaratmış olduğu görkemli izlenimi bozardı. Üstelik bu olasılık, öğrencilerin kederini coşkuya, saygılarının tapınmaya dönüşmesi için son derece yetersizdir.”

BEDEN ÇALINDI MI?

Başka bir kurama göre, Roma mangası uyurken öğrenciler bedeni çalmıştır. Ancak öğrencilerin içinde bulunduğu depresyon ve korkaklıkları, böyle bir varsayımı ortadan kaldırıyor. Mezardaki askerlerle yüzleşme tehlikesini göze alacak kadar cesur ve girişken değildiler. Üstelik ruh durumları bunu yapmaya elverişli değildi.

Bu olasılık öğrenciler hakkındaki tüm bildiklerimizle çelişmektedir: Ahlaksal öğretişleri, yaşam nitelikleri, İsa uğruna çektikleri acılar ve gördükleri zulümleri bu varsayımı ortadan kaldırıyor. Üstelik İsa’nın bedenini çalmış olmaları, terk edilmiş ve ümitleri kırılmış kaçakları, hiçbir baskının durduramadığı cesur tanıklar haline getirmeye yetmez. Yahudi ve Romalı yetkililerin Mesih’in bedenini almış oldukları varsayımı ise aynı derecede mantık dışıdır. Yetkililer bedeni alıp sakladılarsa, öğrenciler Kudüs’te dirilişi vaaz ederken, nerede olduğunu neden söylemediler? Oysa bedeni bir arabaya koyup Kudüs’ün ortasına sürebilirlerdi. Böylece Mesih inancını daha başlamadan yok etmiş olurlardı. Neden böyle yapmadılar? 
“İsa’nın öğrencilerinin böyle bir masal uydurup bunu, İsa’nın bedenini ortaya çıkarıp gösterecek kişilerin arasında vaaz etmeleri kuramı mantık dışıdır.”

DİRİLİŞE KANIT

Oxford’da modern tarih bölümü başkanı olan Thomas Arnold, aynı zamanda Roma tarihi adlı eserin yazarıdır. Tarihsel gerçekleri değerlendirme konusunda kanıtların önemini iyi bilmektedir. Kendisi şöyle demiştir: “Başka zamanların tarihleri üzerinde yıllarca çalışmalar ve incelemeler yaptım. Bu tarihlerin kayıtlarını yazan kişilerin kanıtlarını değerlendirdim, ölçtüm ve sınadım. İnsanlık tarihinde her çeşit kanıtla doğruluğu ispatlanmış olan bir gerçek varsa, o da Tanrı’nın ölen ve ölümden dirilen Mesih aracılığıyla bize sunduğu büyük belirtidir.

Bütün kanıtları bir araya koyarak şunu söyleyebiliriz: Mesih’in dirilişinden daha iyi ve çeşitli bir şekilde kanıtlanmış başka bir tarihsel olay yoktur. Harvard üniversitesi profesörlerinden ve Amerika’nın en büyük hukukçularından biri olan Dr.Simon Greenleaf elçilerin Mesih’in dirilişine ilişkin tanıklıklarının yasal değerini inceleyen kitabında şunları yazıyor: “İsa gerçekten ölümden dirilmemiş olsaydı, ısrarla dirilişi vaaz etmeleri olanaksızdı. Bugün adalet mahkemelerindeki yasal kanıt kurallarına göre Mesih’in dirilişi, tarihin en iyi desteklenen olaylarından biridir.”


Başka bir hukukçu, Frank Morrison diriliş kanıtını çürütmeye karar vermişti. İsa’nın gelmiş geçmiş en büyük insanlardan biri olduğuna inanıyordu. Ama söz konusu diriliş olduğunda İsa’nın öyküsüne mitoloji karıştığını düşünüyordu. İsa’nın son günleriyle ilgili bir inceleme yazmaya karar verdi. Bu çalışmasında dirilişin olmadığını kanıtlayacaktı. İsa’ya mantıklı ve aydın bir yaklaşımın dirilişi çürüteceğini düşünüyordu. Bununla birlikte, aldığı hukuk eğitimi ışığında kanıtları incelemesi düşüncelerini değiştirdi. En sonunda “Taşı Kim Kaldırdı?” adlı bir kitap yazdı. Kitabın ilk bölümü “Yazılmayı Reddeden Kitap” başlığını taşıyordu. Geride kalan bölümlerde ise Mesih’in dirilişinin kanıtları sergileniyordu. “Bu tarihsel olayların tek mantıklı açıklaması, Tanrı’nın İsa’yı bedensel olarak ölümden dirilttiğidir. Bugün İsa Mesih’e iman eden bir kişi, ilk imanlılar gibi imanın masal ya da efsane üzerine değil, diri Mesih’e ve boş mezar kanıtlarına dayandığını bilebilir.

Hepsinden önemlisi, imanlı, ölümden dirilmiş olan Mesih’in gücünü kendi yaşantısında görebilir. Birincisi, günahlarının bağışlandığını bilebilir (1.Korintliler 15:3). İkincisi, sonsuz yaşama sahip olduğuna ve kendisinin de İsa gibi ölümden sonra dirileceğine ve sonsuza dek yaşayacağına emin olabilir (1.Korintliler 15:19-26). Üçüncüsü, anlamsız ve boş bir yaşamı bırakarak İsa Mesih’te yeni bir varlık olmak üzere değişebilir (Yuhanna 10:10; 2.Korintliler 5:17).

Sizin değerlendirmeniz ve kararınız nedir? Boş mezar konusunda ne düşünüyorsunuz?

Eski İngiltere Adalet bakanlarından Lord Darling şu sonuca varıyor: “Hem olumlu hem de olumsuz; hem durumlara hem de koşullara bağlı o kadar çok kanıt var ki, dünyanın her jürisi, diriliş öyküsüne gerçek hükmü verecektir.”

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.