Denizevleri 212. Sokak No:7 Atakum/SAMSUN
+90536 973 4679

Kısa Tanımlar & Günlük Kutsal Kitap Okuma Planı

Hristiyanlığın ABC si

İkinci Geliş

Mesih’in dünyaya ikinci kez gelişinden, Yeni Antlaşma’da 318 kez bahsedilmiştir. Bu yüzden bu öğreti, bol miktarda Kutsal Kitap desteği olan bir öğretidir. Fakat aynı zamanda tartışmaya oldukça açık bir öğretidir. Bunun ilk sebebi, Kutsal Yazılar’ın bizlere Rab’bin ne zaman döneceğini söylemiyor oluşudur. Oldukça açık biçimde, zaman ve tarih vermekten kaçınılmıştır (1. Selanikliler 5:1). Geliş ansızın ve beklenmedik biçimde olacaktır.

Mesih tekrar geldiğinde, bu kişisel ve fiziksel bir geliş olacaktır. “Rab’bin kendisi, bir emir çağrısıyla, baş meleğin seslenmesiyle ve Tanrı’nın borazanıyla gökten inecek” (1. Selanikliler 4:16). “Sizden göğe alınan bu İsa, göğe çıktığını nasıl gördünüzse, aynı şekilde geri gelecektir” (Elçilerin İşleri 1:11).

İbraniler 9:28 Rabbimiz’in ilk ve ikinci gelişlerini karşılaştırır. İlk gelişi bizim günahımız ile uğraşmak içindi. Bu, İsa’nın bir hizmetkar; bir insan olarak gelmesini gerektiriyordu. Kendisini alçaltmalıydı. Fakat ikinci geliş, bizlere tamamlanmış olan kurtuluşumuzu vermek için olacaktır. O, Kralların Kralı ve Rab’lerin Rab’bi olarak zafer içerisinde gelecektir.

Teselli

Bu öğreti, Hıristiyanlar için harika bir teselli kaynağı olabilir. Pavlus bizlere bu gerçekle “birbirimizi teselli etmemizi” söylemektedir (1. Selanikliler 4:18). Tanrı’nın çocukları için bu dünya her zaman bir savaş alanı olacaktır. Çatışmalar, acı ve üzüntü daima var olacaktır. Fakat Pavlus bizlere sıkıntılarımızla övünmekten bahsetmektedir (Romalılar 5:3). Pavlus eğer sıkıntıları şikayet etmeden karşılamaktan bahsetseydi, belki anlayabilirdik. Fakat dertlerle, hastalıkla, baskılarla, güçlüklerle ve zulümlerle nasıl övüneceğiz? Cevap, bu dünyanın var olan tek yer olmayışıdır. Mesih halkı için tekrar gelecek ve bizleri cennette O’nunla birlikte olmamız için yanına alacaktır. Pavlus bunun ışığında, “Yargım şu ki, bu anın acıları, gözümüzün önüne serilecek olan yücelikle karşılaştırılmaya değmez” demektedir (Romalılar 8:18).

Fikir Ayrılıkları

Hıristiyanlar arasında, ikinci geliş konusunda Vahiy 20’de bahsedilen “Bin Yıl” hakkında fikir ayrılıkları vardır. Bu konuda üç değişik bakış açısı söz konusudur.

Postmilenyum bakış açısı, Mesih’in ikinci gelişinin milenyumun ardından gerçekleşeceğini savunur. Premilenyum bakış açısı, Mesih’in ikinci gelişinin milenyumdan önce gerçekleşeceğini savunur. Milenyumculuk bakış açısı, Vahiy 20’deki bin yıl kavramının gerçek anlamının tam olarak anlaşılmadığını ve aslında bir bin yılın söz konusu olmadığını savunur.

Bazı önde gelen Kutsal Kitap Öğretmenleri, ikinci geliş hakkında farklı bakış açılarını savunmuşlardır. Örneğin, Charles Hodge ve Jonathan Edwards postmilenyum; J.C. Ryle ve Francis Schaeffer premilenyum; William Hendriksen ve Dr. Martyn Lloyd Jones milenyumcu fikri savunmuşlardır. Böyle büyük insanların bu öğreti hakkında farklı düşünmeleri nedeniyle, bizim de dikkatli olmamız gerekir; kendi görüşlerini paylaşmayan kardeşlerle çok fazla fikir çatışmasına girmemeliyiz. Bu konuda belki de en yardımcı olabilecek yorum, Augustine tarafından yapılmıştır. “Rab’bin gelişinden zevk duyan kişi, O’nun gelişinin uzak olmadığını savunan ya da yakın olduğunu söyleyen kişi değildir; O’nun gelişini içten bir imanla, sadık bir umutla ve ateşli bir sevgiyle bekleyen kişidir.”

Dikkate Değer Bir Alıntı…

“Petrus’un mektuplarında dikkate değer unsurlardan birisi, okuyucularını gelecek olan yaşama yönlendirmesidir. Petrus’un aklı tamamen Mesih’in geri dönüşü, Yargı Günü ve cennetin yüceliği ile doludur; bu bakış açısı onun yazılarını derinden etkilemektedir.

 Petrus neden gelecekle bu kadar ilgilenmiştir? Bu çoban sürüsünün gözlerini neden son olaylara doğru, böyle bir ısrarla yöneltmiştir? O bir kehanet düşkünü, binyıl ile ilgili yorumların detaylarının ya da dünyanın sonuna ait olayların simgelerinin etkisinde kalmış birisi midir? Hiçbiri değildir. Petrus, bu gerçeklerin şimdiki hayatımız için çok değerli olmasından ötürü İsa’nın dönüşünü ve ardından olacakları vurgulamıştır. Petrus, Hıristiyanların cenneti düşünerek yaşamalarını sağlamak istemiştir; bundan daha yardımcı bir şey olamaz.”

Edward Donnelly

Bunları Düşünün…

1.      Birbirimizi ikinci geliş gerçeği konusunda hangi yollarla teselli edebiliriz?

2.      Augustine’in yukarıda baktığımız sözüne tekrar bir bakın; bu sizin için doğru mu? Mesih’in gelişini istekle ve hevesle bekliyor musunuz?

Ek Okuma

W. J. Grier, The Momentous Event, Banner of Truth Trust 

Kısa Tanımlar

Kefaret. İsa çarmıhta öldüğünde bizim günahlarımızın cezasını taşıdı. O’nun kanı, bir kutsal sunu gibi akıtıldı ve böylece, O bizim günahlarımız için kefaret oldu.

Yatıştırma. İsa çarmıhta bizim günahlarımızı ve suçumuzu taşırken, bizim yerimize Tanrı’nın gazabıyla yüzleşti ve Tanrı’nın bozulan kanununa olan borcumuzu bizim yerimize O tamamıyla ödedi. Tanrı’nın gazabı bizim üzerimize gelmesi gerekirken, bizim yerimize geçen İsa’nın üzerine geldi.

 Lütuf. Tanrı’nın sadece hüküm ve mahkumiyet hak eden insanlara iyilik ve merhamet göstermesidir.

Yeniden Doğuş. Bununla Tanrı, günahta ölü olanlara yeni yaşam, ruhsal yaşam vermektedir.

 Tövbe. Günahkar, suçunun bilincinde ve Tanrı’nın Mesih’teki merhametinin bilincinde, günahından dönüp Tanrı’ya yönelir.

 İman. Bize Müjde’de sunulduğu şekilde, Mesih’e güvenmektir. Bize kurtuluşun geldiği yoldur ve bize Tanrı tarafından verilmiştir.

Barıştırma. İki kişi birbirlerine karşı düşmanlık duyuyorlarsa, onların barıştırılmaları gerekir. Günahımız, ki düşmanlığı sağlayan odur, ortadan kalktığında, Tanrı’yla barıştırılmış oluyoruz. Barıştırma düşmanlığın yerine barışı koymaktadır.

 Kurtuluş. Bu, birisini fidye parasını ödeyerek, tutsaklıktan veya kölelikten kurtarmak anlamına gelmektedir. Günahın köleliğinden Mesih’in kanıyla ödenen fidyeyle kurtulduk.

 Aklanma. Sadece Tanrı aklayabilir; kendimizi aklayamayız. Suçlu günahkarı Mesih’in doğruluğu ile kuşatarak ve sonra da o kişiyi İsa’dan dolayı kabul edilebilir kılarak aklanmayı sağlar.

 Kutsallaşma. Bu, Hıristiyanın, kalbinde ve aklında arındırıldığı bir süreçtir.

 Seçim. Seçim, temel olarak Tanrı’nın belirli kişileri kurtarması anlamına gelmektedir.

Sonsuz Güvence. Tanrı’nın lütfuyla sadece kurtulmadık, bu kurtuluşu kaybedemeyiz de. Böylece sonsuz güvenceye sahibiz.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir